AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Kılıcın Laneti

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Stefan Miroslav
Büyücü
Büyücü


Kayıt tarihi : 13/11/10
Mesaj Sayısı : 69
Mücadele Tarafı : Rilius.
Belirgin Özellikleri : Kadim Drautia, kara büyücü.

MesajKonu: Kılıcın Laneti   Çarş. 08 Ara. 2010, 21:54



Kılıcın Laneti.

Yumuşak bir gülümseme sarmıştı yüzünü. Arkasından gelen üç gölge, Tanrı'nın evi denen bu kilise zımbırtısında kendini daha güvende hissetmesini sağlıyor, uzun uğraş ve araştırmaların ardından bir sonuç elde edebilmiş olmasının verdiği zafer duygusuyla iki eliyle kavramış olduğu ağır kılıcı daha çok sıkıyordu. Kilisenin içine gelişigüzel serpiştirilmiş olan mumların alevi altında parıldayan metal üzerinde gezdirdi bakışlarını. Sadece kendisinin anlayabildiği rûnlerle bezenmiş olan bu geçmiş çağlara ait kalıntının geleceğe dair yaptığı planlarda çok işine yarayacağı fikri ona iki gün önce çok uzak gelirken, şimdi burada olmasıyla ilintili bir şaşkınlık vardı üzerinde. Yine de hedefine ulaşmış, artık çıkarımlarını eyleme koymaktan başka yapacağı bir şey kalmamıştı. Bu kılıç, uzun yıllar önce Katolik Kilisesi'nin baskısı altında yaşayan bir grup kadın ve erkeğin kurmuş olduğu bir alt örgütlenmenin eseriydi. Gizli olan bu istihbarat uzun yıllar çalışmasının ardından kara büyünün varlığıyla tanışmıştı ki ilk keşfettiğinde Stefan'ı çok şaşırtan en büyük gerçek de, bu grubun tamamen Muggle'lardan oluşuyor olmasıydı. Evet, kanında sihir olmayan bir grup insan, kara büyüyle tanışmış ve onu işlemeyi öğrenmişti. Ona şekil veremiyor, onu görünür kılamıyor olsalar da onun muazzam bilinciyle iletişime geçebiliyorlardı. Zamanla zanaatlerini ilerleten bu grup çeşitli nesnelerin içine kara büyünün lanetini aktarmayı başarmışlardı ki Stefan'ın elinde duran kılıç, bunun en büyük kanıtıydı. Kılıç giderek büyüyen ve Katolikler gibi yayılan, bağımlılık yapan ve insanları 'kontrol' etmeye yarayan kara büyüye dayalı gizli örgütün sembolü olmak için yaratılmıştı. Yeraltının derinliklerinde bulunmuş bilinmeyen madenlerle sıcak lavlar arasında dövülmüş, çok uzun zaman boyunca kara büyünün varlığıyla bütünleştirilmeye çalışılmıştı. Böylece örgütün lideri kılıcı eline aldığında karşısında durabilecek hiçbir dünyevî güç olmayacaktı. Fakat Muggle olmalarından kaynaklı bir zayıflık göstergesiyle artık kendi bilincine sahip olan kılıç, yardakçılarını ele geçirmeye başladı ve yapısındaki karanlık, dikkat çekmesine sebep oldu. Bu uzak geçmişte ışık savaşçılarından biri olan Godric Gryffindor ve arkadaşı Abraham McNeill, kılıcın içindeki bilinçli varlığın bilinmeyen muska ve tılsımlarla kilitlenmesini sağlamışlar, ardından örgütü dağıtmışlardı. Fakat Stefan, araştırmaları sonucu kılıcı tekrar bulmuş, içinde kilitlenmiş olan kara büyünün varlığından haberdâr onu kendi emelleri adına kullanmaya karar vermişti. Kılıcın üzerindeki rûnler ise yedi kat şeklinde yapılmış olan tılsımın her katı için bir rûn olmak üzere işlenmişlerdi. Sembolün ifade ettiği sözcüğün yüksek sesle söylenmesi, o rûnün anahtarı olduğu katı kırıyor, şeytanî gücün ortaya çıkmasına bir adım daha yaklaşılmasına sebep oluyordu.

Kara büyücü durdu ve arkasına baktı. Adamlarının yüzleri gölgeler arasında kaybolmuştu. 'Geri çekilin.' Kilise sıraları arasında dağılan büyücülere baktıktan sonra gözleri çok kısa bir süre için duvarlara işlenmiş olan resimlere takıldı. Ne kadar cılız bir sanat anlayışları var, diye düşünürken tekrar önüne döndü ve kılıcı havaya kaldırdı. 'Karanlıkta alınan soğuk bir nefes, alevler arasında kavrulan soğuk bir beden, günahlara bezenmiş soğuk bir ağaç... Açıl.' Aniden kılıcın üzerinde kırmızı bir ışıkla parıldayan ilk rûnle beraber kilise içindeki bütün mumlar sönmüştü. Hafif bir tıkırtının ardından şimşek misali kılıcı kaplayan mor alevlerle Stefan'ın delice gülümsemesi gözler önüne serilirken, salonu aydınlatan bu mor ışığın altında duvarlar hareketlenmeye başladı. Bu kilise, örgütün kendi emelleri için ele geçirmiş olduğu gizli bir karargâhtı. Kara büyüyle işlenmiş olan tılsımlı kılıcın ilk mührünün kırılmasıyla açılabilen bir kapısı vardı. Taş zemin altında, uzun tüneller ve koridorların yanısıra bir taht odası planları ele geçirmişti Stefan. Kara büyücünün amacı da taht odasına varmaktı. Kürsünün arkasında dik bir şekilde ikiye ayrılıp ters yönde açılmaya başlayan haça bakarken hissettiği zevk ve zafer, bedenini ele geçirmişti. Yavaşça aralanan duvara doğru yöneltirken adımlarını, adamlarını bir el hareketiyle yanına çağırdı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 28
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Kılıcın Laneti   C.tesi 11 Ara. 2010, 16:12



Yorgunluk tatlı bir uyuşukluk gibi tüm bedenini sarmıştı. Vardiyasının bitmesine az kalmıştı ve evindeki yatağın hayalini kuruyordu. Bu hayalle birlikte yüzünde bir gülümseme oluşmuştu günün tüm yorgunluğuyla alay edercesine. Umarım bir sorun çıkmaz. Aslında şimdi çıkıp gitmek istiyordu; ama o görevine sadık biriydi nöbeti bitene kadar beklemeliydi. Aksi takdirde baş seherbazdan da azar işitebilirdi. Gerçi James’le araları iyiydi; fakat şansını fazla zorlamak istemiyordu. Koltuğunda geriye doğru yaslanıp kaslarını esnetirken bir seherbaz aceleyle içeriye girdi. “ Seherbaz Alator görmeniz gereken bir şey var. “ Genç büyücü yarım ağızla şaşkınlık içinde ona bakakaldı. Sıkılgan bir tavırla nefes alırken geliyorum der gibi bir işaret verdi.

Meslektaşı önden giderken kendisi de canından bezmiş bir şekilde koltuğundan kalkmıştı. “ Neden bir günü de sorunsuz bitirmiyorum ki? “ diye sessizce söylendi. Hızlı ve hafif adımlarla seherbazı takip ettikten sonra ulaştığı oda kendisine yabancı değildi. Birkaç seherbaz bir masanın etrafına doluşmuş önlerindeki haritaya bakıyordu. Fakat bu basit bir harita değildi. Karanlık büyü gibi habis şeylerin varlığını hisseden bir çeşit bulucuydu. Meraklı bir şekilde haritaya yaklaşan seherbaz haritaya yaklaşırken diğerleri ona yol açtı. “ Burada sorun nedir? “

Yaşlıca bir seherbaz Londra olarak tahmin ettiği haritanın üzerinde elini gezdirmeye başladı. “ Kara büyü algılandı Foren. Tam olarak şurası. “ Foren gösterilen noktaya dikkatlice bakarken oranın eski bir kilise olduğunu gördü. Yaşlı seherbaz yerinde huysuz bir şekilde kıpırdandıktan sonra hırıltılı bir sesle konuştu. “ Tam olarak nasıl bir şey olduğunu bilmiyoruz. Ayrıca öyle eski bir yerde neden kara büyü algılandığını anlamak güç. “ Foren sıkıntıyla başını salladı. Bu yaşlılar hep şikayet ederdi. Bildiği bir şey varsa asıl kara büyünün algılanabileceği yerler böyle eski mekanlardı. İster aydınlık ister karanlık olsun hepsi bir yerden çıkıyordu: Antik zamanlardan kalma mekanlardan. Bu kiliseyse çok eski tarihi bir sanat eseri olmalıydı geçmişten günümüze kalan. “ Bildiğim bir şey varsa kara büyünün çok eski mekanlarda algılanmasının büyük olasılık olduğudur. “ Bakışlarını kendisine tuhaf bir şekilde bakan seherbazların arasından iki kişiyi seçti. “ Siz ikiniz benimle geliyorsunuz. “ Yaşlı seherbaz tekrar itiraz edecekken Foren onu hemen susturdu. “ Başseherbaza çıktığımızı söylersiniz. Bu acil bir durum hemen gitmeliyiz. “

Hiç vakit kaybetmeden dışarı çıkıp kilisenin olduğu yere cisimlenen büyücü tüylerinin diken diken olduğunu hissetti bir an için. Burada kesinlikle bir şey oluyordu ve bu hiç de iyi bir şey değildi. Zihnindeki tehlike çanları hafif bir şekilde hareket etmeye başlamışlardı bile. Tüm duyuları tetikte bir şekilde kiliseye peşinde seherbazlarla girdikten sonra şeytanı gördü. Drautia! Kilisenin tüm kutsallığına gölge düşürmekte olan bu iblis etrafına yaydığı karanlıkla birlikte elinde bir kılıç tutuyordu. Ardından duvaların hareket etmekte olduğunu görüp gizli geçit olarak tahmin ettiği bölmelere açılırken şaşırmıştı. Burada neler döndüğünü anlamıyordu; fakat bu adam buraya nedensiz yere gelmezdi. Hemen ardından üç kişiyi daha fark edince keşke yanıma birini daha alsaydım diye düşündü. Tüm bu zihinsel karmaşa sırasında zaman kaybetmeden asasını çıkardı. “ Drautia! “ Sesi tüm kilisenin içinde yankılıp kaybolurken geride güçlü bir etki bırakmıştı. “ Seni tekrar görmek ne güzel. “ Alaycı bir şekilde sırıtırken iki düşman tekrar karşı karşıya gelmişti. “ Teslim olma vaktin geldi. “


_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Kılıcın Laneti
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Lanetli bir anlaşma.

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fiendfyre :: Yerleşim Merkezleri :: Londra-
Buraya geçin: