AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Yakalanma

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Raina Leubia
Cadı
Cadı
avatar

Gerçek Adı : Ilgaz
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 14/11/10
Mesaj Sayısı : 11
Mücadele Tarafı : Stefhan
Belirgin Özellikleri : Ölümcül

MesajKonu: Yakalanma   Çarş. 17 Kas. 2010, 21:53


Don't look this picture. They are enemies.
    Kişiler : Raina Leubia, Foren Alator
    Zaman : Gece

    ' Benimle geliyorsun. '
    ' Kimsin sen? '
    ' Seherbaz Alator. '
    ' Hiç sanmıyorum. Bombarda! '

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raina Leubia
Cadı
Cadı
avatar

Gerçek Adı : Ilgaz
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 14/11/10
Mesaj Sayısı : 11
Mücadele Tarafı : Stefhan
Belirgin Özellikleri : Ölümcül

MesajKonu: Geri: Yakalanma   Çarş. 17 Kas. 2010, 22:09

' Her zaman ki Londra geceleri. '
Elinde tuttuğum bezi barın üzerinde birkaç kez gezdirdim. Gözlerim içeridekileri izlerken aklım bambaşka yerlerdeydi. Kendimi eski zamanlara götürmek istemiyordum; ama bu bar ortamı bana hep aynı akşamı hatırlatıyordu. Stefan'ı bulduğum akşamı... O zamanlar birkaç büyüyle yetine ufak bir kızdım. Kendimi yeni şeyler öğrenmeye adamama rağmen çalıştığım bardan çıkmak istemeyen ve oranın rahatlığına alışmış olarak yaşıyordum. Gözlerimde büyüyen yollar bana hep yeni maceraları hatırlatarak korkmamı sağlardı. Taa ki o geceye kadar. Barın arkasından koşarak giren adam ilk anda dikkatimi çekmişti. Yardıma ihtiyacı olduğu belli olsada yardım istemeyecek kadar kendine güvenen biriydi. Bar sahibinin zorla dışarı atmak istemesine karşın sonunda yediği lanetler yüzünden ellerimin arasına düşen bu adamı bırakamamıştım. İyileşme dönemin günler boyu süren uzun konuşmalarımızdan sonra cesaretim beni bulmuştu. O günden beri gezmekteyim. Dünyanın bulduğum her yerinde kendime edindiği hocalarla yeni büyüler öğrendim ve tabiki başımı çapresine bakmayı öğrendim. Kendi başıma gezdiğim bu yollarda hala yalnızım. Nedeninin bilmediğim bir biçimde na zaman bar ortamına girsem yalnızlığımı hissetmiyorum. Çeşitlik yerlerden aynı şey için uğrayan insanlar gözüme takıldıkça kendimi hatırlıyorum. Bu akşamın da diğerlerinden hiçbir farkı yok. Parasız kalmamın ardından biraz para kazanıp yola devam etmeye karar verdiğimden beri her gece bu barda çalışıyorum. Gelen müşterilerinin en azından saygın olduğunu söyleyebilirim. Bana asılmaya çalışan birkaç ufak adam dışında kimseyle bir sorunum olmadı. Şöminenin karşısında oturan bir adam eliyle işaret edince bardan çıkmak için elimdeki bezi bara bırakarak ilerliyorum. Bardan çıkıp şömineye yaklaştığımda adam buyurur bir tonda benden viski istiyor. Başımı sallayarak gene bara dönüyorum. Kendi kendime ' K*çını kaldırıp gelmek zor geldi galiba. ' diyerek söyleniyorum. Sözlerimi sadece benim duyduğuma emin olunca viskiyle beraber adama gidiyorum. Masaya fırlatıncasına bıraktığım viskinin ardından hiç gülümsemeden geri bara dönüyorum. Biraz önce bıraktığım bezi elime alarak işime devam ediyorum.

Barın kapısı gürültüyle açıldığında başım kapıya dönüyor. Karşımda gördüğüm manzara biraz tanıdık; ama kim olduğunu bir türlü çıkartamıyorum. Adamın kvıırcık siyah saçları, beyaz teni ve gözleri hiç yabancı gelmiyor. ' Bu adamı daha önce gördüğüme eminim. ' Adam kendinden emin bir tavırla bara doğru ilerliyor. Ona bakan birkaç kişiyi görmezden gelip bana bir göz gezdirdi. Gözlerimi hemen işime çevirerek önemsemedim; ama aslında merakım arttı. Adam köşede duran bir garsonla koınuşmaya başlayınca benimle ilgili olmadığını sanıp devam ediyorum. Kısa bir süre sorna garson yanıma gelip adamın beni sorduğunu söyleyince merakımı gidermek adına ' Ne istiyormuş? ' diye sordum. Çocuğun başını bilmiyorum diye sallaması üzerine bardan çıkarak masaya ilerledim. Adamın yüzüne bkatıkça tanıdıklığı artıyor. ' Kim bu? Hadi Rain! ' Sonunda masaya ulaşıyorum. Hiç izin almadna akrşısıdna duran koltuğa kurularak gözlerimi adama dikiyorum. Meraklı bir ifadeyle ' Size nasıl yardum edebilirim? ' diye soruyorum. Sorumun son derece oturaklı olduğuna emin olunca geriye yaslanarak cevabını beklemeye koyuluyorum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Yakalanma   Çarş. 17 Kas. 2010, 23:56



‘Bloody Crescent Bar’ Dakikalardır bu tabelaya bakmaktaydı Foren. İçinde bir öfke vardı; fakat bunu kontrol edebiliyordu. İçini acıtan şeyi kafesinde tutabiliyordu. Bu gece çok kontrollü olmak zorundaydı. İçerdeki cadı hakkında pek bir bilgisi yoktu. Tek bildiği yıllar önce kovaladığı geçmişinin kaçmasına yardımcı olan kişi buradaydı. Bulgaristan’da elinde bir hiçle yolculuğuna devam etmesine neden olanı bulmuştu artık. Drautia’yı bulmanın anahtarına sahip olabilirdi. Gecenin içinde bara sessiz adımlarla yürüdü. Yüzündeki sertlik bir kayayı andırıyordu sanki. İçeriye girdiğinde bilindik bir barın atmosferiyle karşılaştı. İçki kokan tembellikle uyuşmuş bir dünya. İnsanı bu dünyanın içine çekmeye çalışan bir aroma dolaşıyordu ortalıkta insanın damarlarına işlercesine. Sigara dumanıyla yoğunlaşmış havada gezinen zehre yüzünü buruşturdu. Sigaradan nefret ederdi.

Barın içindeki adamlardan gözünü alıp çalışanlara diktiğinde yıllar önceden bir hayalet aradı. Aslında nasıl bir yüzü aradığını dahi bilmezken aniden onu bir adama içki servisi yaparken gördü. Çatık kaşlarının altından güzel bayana bakarken sinirleri gerilmişti. Aslında içinde ona karşı bir nefret hissetmese güzel olduğunu söyleyebilirdi. Belki de tüm bunları yaşamamış olsaydı farklı bir geçmişleri olabilirdi. Düşüncelerinin tuhaflığı karşısında bir anda durakladı. Eğer bunları Galadriel duysaydı kendisini parçalardı. Kraliçesini hatırlamanın getirdiği güven ve sıcaklıkla bir an gülümsedi. Kendisini hayata döndüren insanı düşünmek ona daima iyi geliyordu.

Kızın bara doğru hareketlendiğini gördüğünde düşünceleri tekrar odaklanmıştı görevine. Yanından geçen bir görevliyi hemen durdurdu. “ Affedersiniz Bayan Raina Leubia’yla konuşmam gerek. Kendisini çağırabilir misiniz? “ Çocuk yaşta sayılacak adamın şüpheli bakışlarına yüzündeki sertliği bozmadan bakar bakarken bu işin fazla uzamamasını umuyordu. En sonunda onaylayan bir işaret aldığında kendisine gösterilen yere oturdu. Genç bayanı beklerken böyle bir barın ne kadar kazandığı sorusu bir an kafasını kurcalamaya başladı. Kendi düşüncesine gülerken böyle bir durumda bile neler yapabildiğini fark etti. Her zaman dalgacı bir ruhu olmuştu. Belki de bu nedenle olayların üzerine gitmekten korkmamıştı hiç. Normalde iki seherbazın buraya gelmesi gerekirken tek başına gelmesi de zaten bunu gösteriyordu.

Tüm düşüncelerini bıçak gibi kesen bir sandalyenin sürtünme sesiyle irkildi genç seherbaz. Meraklı bakışlarla cadıyı incelerken kadındaki ifadesiz surat bir an için kendisini ürkütmüştü. Hemen ardından gelen soruya karşılık yüzünde tebessümü andıran yapay çizgiler oluşturdu. Tahmin ediyordu ki kadın kendisinden hoşlanmamıştı. Zaten böyle bir tepkiyi bekliyordu ki kıyafeti de biraz kılıksızdı. Dışarıdan bakıldığında evsiz büyücülere benzediği düşünülebilirdi. Bir süre Raina’yı izledikten sonra ortamı yumuşatmak acabayı birkaç kelime sarf etti. “ Burası iyi kazandırıyor olmalı değil mi? “ Gözleriyle etrafı taradığı kısacık süre içinde aptalca davrandığını düşünmüştü; oysa bu hiç umurunda değildi. Birazdan gelişecek veya gelişmesi muhtemel olayları düşündükçe zaten içindeki gerginlik artıyordu.

Boğazını temizleyip ellerini üçgen yaptıktan sonra masaya yaslanan genç büyücü doğrudan mavi gözlerin içine baktı. ‘ Burası da amma havasızlaştı. ‘ Yakasını gevşetirken yüzü kasılmıştı hafifçe. “ Bayan Raina ben bir bakanlık çalışanıyım. Benimle bakanlığa kadar gelmeniz gerekiyor. “ Dikkatli bir şekilde kadının tepkilerini ölçmeye çalışırken eli yavaşça asasına doğru uzanmıştı. Ani bir saldırının kaçınılmaz olduğunu duyuları alarma vermekteydi o sıra. “ Konunun ne olduğunu bakanlıkta öğreneceksiniz. Lütfen benimle gelin. “

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Raina Leubia
Cadı
Cadı
avatar

Gerçek Adı : Ilgaz
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 14/11/10
Mesaj Sayısı : 11
Mücadele Tarafı : Stefhan
Belirgin Özellikleri : Ölümcül

MesajKonu: Geri: Yakalanma   Perş. 18 Kas. 2010, 00:28

Adamın yüzüne yayılan gülümsemeyle beraber sçama sorusunun gelmesi bir oldu. Bu küstahlıktaki bir soruyu kabul edecek denli aptal bulunmak hiç hoşuma gitmemişti. Bu soruya cevap verem zahmeti bile gütmeden adamın suratına bakıyordum. Ondan bir cevap beklediğim son derece açıktı. Mavi gözlerimi kocaman açmış adamın neredeyse benle aynı maviliğe sahip gözlerini görüyordum. Gözlerinden okuduğum şımarık ciddiyet beni başka zamanlara götürüyor gibiydi. Aslında bu adamın kim olduğunu bildiğime emindim. Yüzü hiç yabancı gelmiyordu. Bana bir bar kokusunu çağrıştıran kıyafetleriylede ayyaşın biri olduğunu düşündüm. Heralde beni vaktinde çalıştığım bir barda görmüş ve gene peşime takılmış bir serseriydi. Genede anlayamadığım bir şey vardı. Yüzüne yayılan sırıtıştan ziyade gözlerinin huysuz ciddiyeti beni başka bir şey aramaya itiyordu. Gözlerine yayılan ifadeyle beraber aklım bir anda Stefan'a kaydı. Ne olduğunu bile anlamadna gelişen düşüncelerim beni gene aynı bara götürüyordu.
Flashback
Barın en sesli saatleriydi. Kendilerini eğlenceye kaptırmış bar müşterileri birer ikişer iltifatlar yağdırıyordu. Yüzüme yaydığım sahte gülümsemeyle içkilerini dağtırken bir taraftanda arka kapıyı kontrol etmekteydim. Yeni içkileri beklediğimizden açık bıraktığımız kapıcan kim olduğunu bilmediğimiz kişiler girebilirdi. Kasaya ulaşacak en ufak bir hasar benden bilinirdi. Bu yüzden ufak bedenim kasaya olabildiğince yakındı. Karanlık sokakta gördüğüm hareketlenmeyle beraber bara doğru ilerledim. Son biramıda masaya bırakıp bara geçtiğimde kapıda beliren sulietle bir an irkildim. Mavi gözlerim karanlıkta bile belli olan bu adama takılmıştı. Son gücüyle ilerliyormuş gibi sarsılan adam etrafa göz atmasının ardından gözlerini benimkilerle buluşturdu. Yüzüne yayılan karanlık ifadenin ne olduğunu anlayamadığım bir huzuru içerdiğini farkettim. Büyüyen gözleriyle yardım isteme cürretini bile göstermeyen bu kişinin kim olduğunu o an merak ettim. Bar sahibinin kapıya yaklaşıp adamı kovmamı söylediğinde bir anda karşı gelme dürtüsü sarmıştı. İleri doğru atılarak adama yaklaştım. Deri ceketinden tutarak adamın bedenini yanıma çektim ve ufak bedenimi adamınkine sabitleyerek arka odaya yöneldim. Arkamdan gelen bağırışları hala duyar gibiyim. Bene geri dönmemi ve bir şey olursa sorumlusunun ben olduğumu söylüyordu. Genede içimde büyüyen his bir şey olmayacağını biliyor gibiydi. Adamı arkada kaldığım odaya götürüp yatırdığımda son defa gözlerine baktım. Gözlerinin kahverengiliği arasında beni farkettiğini hissediyordum. Sonunda gözlerini kapattığında biraz dinlenmesi için onu yalnız bırkatım.

Gittiğim koridordan geri dönünce bar sahibinin bir adamla konuştuğunu gördüm. O zaman beynime kazıma gereğini bile görmediğim bu adamın ileride en büyük sorunu yaratacağını bilmiyordum bile. Hırpalanmış kıyafetleri ile diğer adamla aynı derecede perilşan görünen bu adamın birini aradığı çok belliydi. Bar sahibinin ağzından bir şey kaçıracak üzere olduğunu anlar anlamaz yanlarına gitmiştim. Gözlerim nedensiz bir öfkeyle adama dikildi. Sesim her zamankinden daha tehditkar bir şekilde ' Ne istiyorsunuz? ' diye sordu. Birini aradığını söylediğinde hiç şaşırmamıştım. Buraya girdiğini görmüştü ve ona yardım edenlerin de cezalandırılacağına dair laflar ediyordu. Gözlerim bar sahibine diktim ve yok olması adına bakış attım. İşime mâl olacağını bilerek umursamadım ve adama dönerek ' Kimi aradığınız umrumda değil. Aradığınız kişiyi buradan götüremeyeceksiniz. ' adam bir anda elini asasına götürmüştü. Ondan daha atik bir hareketle asamı çektiğimde gözlerime yayılan tehditkâr ifadyi en ufak ayrıntısına kadar hissedebiliyordum. O an adamı öldürmekten bile çekincem olmayabilirdi. Nedenini bilmememe rağmen bu adama izin vermeyecektim. Adamın merakla asama bakan gözleri biraz küçümser haldeydi; ama yorgunluğu yüzünden cesaret edemeyeceğine emindim. Bu yüzden çekincem olmaksızın ' Barı terkedin. ' diyiverdim. Düşüncelerimi anlamış gibi kapıya yönelip çıktı.
Flashback bitti.
O anda beynimde çakan şimşekler bana her şeyi anlatır nitlikteydi. Bu adamın o geceki adam olduğunu artık biliyordum. ' Tabi ya... Gene Drautia'yı sormaya gelmişti. Gene beni bulmuştu. ' Düşüncelerimi bölen sesiyle beraber kendi kimliğini ele veren bu adama hafif bir gülüsmeme fırlattım. Gözlerim artık meraktan çok huzurla doluydu. Farkındalığıma ulaştığım anda bu adamına rtık bir tehdit olmadığını biliyordum. Onun istediği gibi bakanlığa gelmekte asla olmayacaktı. Gözlerime yayılan huzurla beraber ' Artık sizi hatırlıyorum, bayım. Yıllar öncesini hatırlıyorum ve cevabım hayır olacak ne yazıkki. Sizinle bakanlığa gelmiyorum. ' diyerek ayağa fırladım. Bunun bir düello hareketi olduğunu anlar anlamaz asamı çektim. Gülümseyen bir yüzle adam doğru bakarak iç geçirdim. Elimi sabir tutarak adamın gözlerine baktım. Adam benim gibi kalkmış ve asasını çekmişti. Benden bir hareket bekliyor duruşunda bakıyordu. Dudaklarım büzülerek ' Aynı mekan, aynı durum. Ne kadar traji komik. Ben gene size barı terketmeniz için bir fırsat tanıyorum. ' diyerek hafif bir gaza getirme konuşması yaptım. Adamın seçeceği şeyin en olduğunu beklerken hazırda beklemek adına kısık sesle ' Eculier. ' diye soludum. İçime dolan bir ürpermeyle beraber asamdan çıkarak etrafıma yayılan ışıkla adama baktım. Tatlı bir yüz ifadesiyle bekliyordum.


Raina Leubia demiş ki:
Eculier : Eski bir kalkan büyüsüdür. İskandinav dağlarında bulunan bir büyücü kabilesi tarafından yaratılmıştır. Herhangi bir fiziksel büyüye karşı kişinin bedeninin korur. Kişiye verdiği rahatlama hissi sayesinde kişinin kendine güvenini arttırır. Bedeninin etrafında yanan ışıkların menziline giren bir kişi acı içinde kalır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Yakalanma   Perş. 18 Kas. 2010, 21:36



Kadının gözlerinin içine bakarak beklediği sırada geçmişin iblisleri zihnine acı anılarını göstermeye başlamıştı. Bulgaristan’a kadar kovaladığı adamı bir barda kaybetmişti hem de karşısındaki bu melek yüzlü şeytan sayesinde. O gün kendisini bardan kapı dışarı etmesine bir tepki verememişti. Oldukça yorgundu. Aslında Drautia’yı bulsa bile o an onunla bir savaşa girip girmeyeceğini bile bilmiyordu. O gün, o an havlu atmayı tercih etmişti. Fakat şimdi işler değişmişti. Hiçbir şey için geri çekilmeyecekti. O büyücü gereken dersi görene kadar rahat etmeyecekti.

' Artık sizi hatırlıyorum, bayım. Yıllar öncesini hatırlıyorum ve cevabım hayır olacak ne yazıkki. Sizinle bakanlığa gelmiyorum. ' Kadının söyledikleriye beraber ayağa fırlamasını sakin gözlerle seyretti genç büyücü. Asasını çekip meydan okuyan bakışların üzerinde dolaşmasını uyuşuk bir tembellikle kabul etti. İç çekerek başını olumsuz anlamda sallarken neden işlerinin kolay hallolmadığını kendi kendine sordu. Gözlerindeki alaycı ifade varlığını korurken yavaşça ayağa kalktı yüreğindeki kızgınlıkla birlikte. “ Hafızanı takdir ediyorum Raina. Bir an beni hiç hatırlayamacaksın diye endişe ettim. “ Foren’in yüzünde oluşan alaycı gülümsenin ne kadar sinir bozucu olduğu merak konusuydu. Aslında karşısındakinin sinirini bozup dengesizleştirmek isterken kendi sinir tellerinin titrediğini hissedebiliyordu. Asasını bir pazarlamacının gösterişli hareketleriyle çıkarırken hafif bir eğlence hissi benliğini kaplamaktaydı. Öfkenin yanına eklenen bu duyguyla hareketlerini kontrol etmekte hep zorlamıştı kendini.

' Aynı mekan, aynı durum. Ne kadar traji komik. Ben gene size barı terketmeniz için bir fırsat tanıyorum. ' ‘Traji komik mi?' İşte buna gülerdi. Bu işin gülünç bir durum nedeniyle olduğunu sanmıyordu. Fazla kaderci bir yapısı olmamasına rağmen bunu kader olarak yorumlayabilirdi. Üç hayatın yolları yıllar önce bir barda kesişmişti. Şimdi yıllar sonra aynı hayatların yolları bir bardan geçiyordu. “ Hayır Raina, bu kader. “ O zamanlar olduğu gibi yine kendisine bardan ayrılmasını söylüyordu; fakat bu kez gitmeye niyetli değildi. “ Bu kez seni almadan hiçbir yere gitmiyorum. “ Kadının yaptığı büyüye kaşlarını çatarak yanıt verdi. ‘ Sevgilin sana bir şeyler öğretmiş olmalı.’ Kendine olan güveni cadıyı alt edebileceğini söylüyordu. Aynı zamanda kendisiyle duellodan çekinmeyen kadına küçümseyen bakışlarla baksa da bir an için cesaretinden etkilendi.

“ Benle gerçekten duello etmeye kararlısın değil mi? “ Yüzünde eğlendiğini belirten ifadeyle kadına bir süre bakarken gözlerindeki kararlılığa iç çekti. ‘ Bir kere de zorluk çıkartmazsınız olmaz değil mi? ‘ Asasını doğrultup, “ Nillio! “ diye mırıldandığında yeşil bir duman kalkanın çevresini sardı. Duman kalkanın etrafında belirli titreşimlerde bulunurken büyünün gücünün tükenmek üzere olduğuna emindi. Kısa süre içinde duman dağıldığında etrafında kalkanın aurası olmayan bir cadı kalmıştı. Şaşkınlığı andıran yüz ifadesine eğlenerek bakarken asasını tekrar doğrulttu. “ Sersemlet! “ Kırmızı bir büyü kadının göğsüne çarpar çarpmaz yere yığılan cadıyı omzuna atan Foren bar sakinlerine döndü yüzündeki güleç ifadeyle birlikte. “ Aldırmayın dostlar ufak bir anlaşmazlık sadece. “ Hızla barın dışına çıkan büyücü çevredikelerin şaşkın bakışlarına aldırmadan kuytu bir sokağa geçti. Doğruca bakanlığa cisimlenen seherbazın hedefinde sorgu odası vardı.




Rp Out:

Nillio: Bir çeşit güç emici büyüdür. Yapılması karmaşık bilek hareketleriyle olur. Yeşil renkte olan büyü herhangi bir kalkan büyüsünün etrafını çevreleyerek gücünü emip savunmayı yok eder. Aynı zamanda büyücü ve cadılar üzerinde de etkili olan büyü kişilerin gücünü emer. Gücün emilimi belli bir süre devam eder ve ölümcül değildir. Kişiyi sadece belli bir süre baygın bırakır ve bu yorgunluk kişinin gücüyle orantılıdır.



Rp Bitmiştir!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Yakalanma
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fiendfyre :: Yerleşim Merkezleri :: Londra :: Bloody Crescent Bar-
Buraya geçin: