AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bahçe

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Bahçe   Ptsi 01 Kas. 2010, 23:56

Mutfaktan açılan kapıdan bahçeye çıkıldığında büyüleyici bir manzarayla karşılaşır gelenler. Zeminin hepsinin çimle kaplı olmasının yanı sıra asırlık ağaçlar öbek öbek bahçenin çeşitli noktalarına yayılmıştır. Yer yer kümelenmiş çalılar bahçenin yeşilliğini tamamlayan birer etken olarak yerlerini almıştır. Değişik tür ve renkteki çiçekler gruplar halinde ağaç, çalı ve bahçenin her yerine yayılmakla birlikte aynı zamanda sadece çiçeklerin oluşturduğu bir küme bahçenin ortasında yer almaktadır. Kümelenmiş çiçeklerin etrafındaki konforlu banklar misafirlerin dinlenmesi için görev yapmaktadırlar. İki tane çardak orman manzarasına dönük bir şekilde isteyenlere keyifli bir manzara izlemelerini sağlamak için bulunmaktadır. Bahçenin içindeki kuşlar ve küçük hayvanlar ortama ayrı bir neşe katmaktadırlar.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Bahçe   Cuma 26 Kas. 2010, 00:53


Odasında aynanın önünde kendisini asasıyla birlikte izliyordu. Normalde düzenli olan odası bir savaş alanına tutulmuşçasına dağılmıştı. Birkaç gündür odasını toplamıyor, taviz vermediği düzenine ihanet ediyordu. Aklında tüm varlığını kemiren tek bir soru vardı. ‘Drautia geri geldiğine göre artık pek güvenli bir yerde değiliz. ‘ Birkaç gün önce yaşadığı duello sinirlerini zıplatmaya hala yetiyordu. Düşmanı buralardaysa eğer kötü bir şeyler başlayacaktı ve onu her zamanki gibi durdurmaya çalışacaktı. Fakat zihninde çalan endişe çanları bunun için değildi, kızı için endişeliydi. Duelloda kabiliyetli olabilirdi; ama yetersizdi. Onu çalıştırması, hazırlaması gerekiyordu. Özellikle şeytani yaratıklar listenin başında geliyordu. O çatlak herif başta ruh emiciler olmak üzere her şeyi kullanabilirdi.

Elizabeth’in her zaman yanında olamazdı. Mutlaka kendisini koruması gereken bir an gelecekti ve bunu ona öğretmeliydi. Aklında şuanda var olan şey ruh emicilerdi. O habis yaratıkların düşüncesi bile zihnini bataklığa çevirip her şeyi içine çekiyordu sanki. Tiksindiği varlıklar her ne kadar bakanlığın kontrolünde görünse de mutlaka zincirleri kıracakları bir an gelecekti ve o zaman kızının ruhsuz bedeniyle karşılaşmak istemiyordu. Bu ürpertici fikirler zihninde bir girdap misali dönüyor ve beyninin tüm kıvrımlarını mengene gibi sıkıp başına şiddetli ağrılar sokuyordu. Şakaklarını ovuşturup düşüncelerini bir düzene koymaya çalıştı. ‘ Onu her zaman koruyamazsın.’ İç sesine kafasını sallayarak cevap verdi. “ Hayır, hayır elimden geleni yapabilirim. “

Boş odanın içine dağılan sözcükler amaçsızlar uçuşan tozların arasında kaybolurken yüreğinde çöreklenmiş hüznü defetmeye çalışıyordu. Onu koruyabilirdi, üstelik ona kendisini korumayı öğretebilirdi. En değerli varlığının başına bir şey gelmesini göze alamazdı. Asasına boş gözlerle baktı bir an. Asasından tekrar aynaya kayan gözler endişenin varlığıyla dolmuş bir yüz gördü. Onu her şeye karşı hazırlamalıydı. Hızla hareket edip odasından çıktığında Elizabet’in kapısını vurmadan içeri daldı. Şaşırıp şaşırmadığı umurunda değildi. Ona gerçek bir eğitim vermeye kararlıydı bu gün. Hogwarts’taki temel eğitim saçmalığından öte bir şey olmalıydı bu. “ Çabuk bahçeye gel, seninle konuşmam gerek. “ Kızının kolundan tuttuğu gibi katları inerken Elizabeth’in zihninde dolaşan soruları tahmin edebiliyordu. Zaten iki gündür taşındıkları bu evde dolaşmalarının nedenini de kendisine elbet soracaktı; fakat bunu kendisi de bilmiyordu. Belki de anılarına daha yakın olmak istemişti. Oysa işin tuhafı burada hiç anısı yoktu.

Bahçenin muhteşem havasına çıktıklarında önlerindeki orman örtüsü bir an olsun içini açmadı. Kararlı bakışları hemen Elizabeth’in üzerinde odaklandı. Bir süre onu inceledikten sonra etrafında dolaşırken zihninde hazırlanan sözcükler dışarı akmaya başladı. “ Elizabeth senin artık her duruma karşı hazırlıklı olmanı istiyorum. Okulda öğrendiklerinden daha fazlasını öğrenmelisin. “ Bundan acaba bir anlam çıkarabilir miydi? Belki de seherbaz babasının artık keçileri kaçırdığını düşünecekti. Yine de konuşmasına devam etti. “ Kendini her koşul altında koruyabilmeni istiyorum. “ Durup bir süre gözlerdeki derinliği aradı. Bulması zor olmadı. Güçlüydü bunu biliyordu zaten. Onca yıl tek başına kendisi uzaklardayken burada yalnız kalmıştı. Bu büyük bir güçtü ve Foren bunun için kızıyla gurur duyuyordu. “ Duelloda az ya da çok deneyimli olduğunu biliyorum. O nedenle bu aşamaları geçiyorum…şimdilik. Sana patronus büyüsünü öğreteceğim bugün. “ Söyledikleri elbette garip gelecekti ona. Yetişkin büyücülerin bile zorlukla öğrendiği bir büyüyü kızına öğretmekten bahsediyordu. Çekine çekine kızına bakarken gelecek her türlü tepkiye karşı hazırdaydı.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elizabeth Alator
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
avatar

Gerçek Adı : merve
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 10/10/10
Mesaj Sayısı : 232
Mücadele Tarafı : peşini bırakmayan kaderi
Belirgin Özellikleri : fazlasıyla hareketli, arkadaşları ona hızlı coo diolar
RP Sevgilisi : olsun? oldu sanırım...

MesajKonu: Geri: Bahçe   Cuma 26 Kas. 2010, 01:37

Evin sebepsiz sakinleştirici etkisi Elizabeth'i sarmıştı yeniden ve huzurluydu genç cadı yılanlardan ve yılışık ilişkilerden bir süre uzak kalabileceği için. Nedensiz yere iki gündür eski evlerinde kalıyorlardı ve bu Elizabeth için paha biçilmez bir nimetti. Belki de o yüzden sorgulamıyordu sebebini, neden burada olduklarını. Sadece burada olma avantajını en iyi şekilde kafa dinleyerek değerlendiriyordu. Taşınırken hiç bozmadıkları evin kendine ait bir bölümü olan odasında yatağının üstüne yayılmış kendi kendine mırıldanarak önüne sıraladığı kitaplar içinden hangisini seçeceğine karar vermeye çalışan Elizabeth'in aklında gün boyu odadan çıkmamak vardı. Güneş tam tepede bahçedeki yarı yarıya kurumuş otları kavururken bu sıcakta dışarıda olmanın mantıksız bir davranış olacağını düşünen kitap kurdu içeride birkaç satır okumanın tadına varmayı hedefliyordu.

Bu konuda kitabını seçip ilk sayfasını okuyarak hayli bir yol kat etmişken genç cadı aniden açılan oda kapısının yarattığı şok etkisiyle yayıldığı yerden sıçrayarak toparlanması ve komidinin üzerindeki asasını alması hemen hemen aynı zaman dilimine denk gelmişti. Kapıdan giren kişiye asasını çevirmesiyle dudaklarından neredeyse dökülmek üzere olan büyülü sözleri durdurması kapıdaki kişinin Foren olduğunu anladığında gerçekleşmişti. Genç cadı babasına ters bir bakış attıktan sonra kitabının satırlarına geri dönen genç cadı okumaya başlamadan önce sert bir ses tonuyla; "Öncelikli olarak kızın bile olsam bir bayanın odasına böyle paldır küldür giremezsin, kapı çalma diye bir nezaket kuralı var haberin var mı? " demiş manalı bir şekilde bakmıştı babasına. Sonraki ifadesi biraz daha yumuşaktı konuşurken; "İkincisi senin ne istediğinle ilgili. Ne oldu?" demişti sırıtarak. Ama babasının yüzündeki ifade ve emir veren ses tonuyla konuşması onu hiç mi hiç dinlememiş olduğunu gösteriyordu. Foren'ın kızının kolundan tutup bahçeye doğru hafif sürükleyerek götürmesi de bu düşüncesini kanıtlıyordu genç cadının. "Hey, dur, babaa! kolum acıyor, geliyorum tamam, bırak!" demesine rağmen hiçbir şekilde onu duymayan babasına garip bir şaşkınlık ifadesiyle bakarak "Pekala.." deyip hızlı adımlarına ayak uydurmaya çalışmıştı Foren'ın. Nitekim başarmıştı da.

Bahçeye çıkmalarının sebebini anlayamayan Elizabeth lekesiz gökyüzüne çevirdi güneşin ışıklarına ve mavinin parlak tonuna zar zor katlanarak. Bakışlarının tekrar karşısında dikilen babasına çevirip "Eee" dercesine bakışlar atmaya başlamıştı. Neler olduğunu ve bu telaşın kaynağını merak ediyordu. Özellikle de onu etkileyebilecek sonuçlarını. Babasının bakışlarıyla buluştuğunda bakışları Foren konuşmaya başlamıştı. Sözcükler adamın ağzından dökülürken her yeni bir tanesinde Elizabeth'in sağ kaşı biraz daha havaya kalkıyordu. Neden daha fazla bir şeyler öğrenmesini istiyordu diye düşünürken kelimeler ağzının içindeki sabırlarını yitirmiş ve dökülüvermişti; "Nereden çıktı şimdi bu, nasıl durumlarmış onlar?" diye soru yöneltti çatık kaşlarıyla babasına bakarak. Aralarındaki baba kız ilişkisini artırma ihtiyacı bazen Foren'ın yeni icatlar çıkarmasına neden oluyordu, yoksa bu da onun gibi bir şey miydi? Pek beklememişti Foren'ın tekrar konuşmaya başlamasını. Ses tonu ve bakışlar ciddi bir şeyler olduğunu anlatmıştı ki Elizabeth'e soru sormayı bırakıp babasına odaklanmıştı sadece. Bir şeyler öğretmek istemesine anlam getiremeyen Elizabeth yine dilinin ucuna gelen ilk şeyler söylemişti;" Patronus mu? İyi ama neden, neden daha fazla şeyler öğrenmeliyim?" diye sormuştu çocukça davranmamaya özen göstererek. Küçük mızıkçı bir kız gibi görünmek istemeyen genç cadının sesinde gerçek bir merak kol geziyordu. İki kaşını birden kaldırarak "Neler olduğunu anlatmalısın bana." demişti seherbaz olan babasının olası bir düşmanının varlığını düşünerek.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Bahçe   Cuma 26 Kas. 2010, 21:49



"Neler olduğunu anlatmalısın bana." Kızının bu sorusu üzerine kaşlarını çattı hangi gerçeği anlatacağını bilememenin verdiği bir bocalamayla. Ona Drautia’yı anlatıp da endişelerin içinde boğmak istemiyordu. Başıyla anladığını belirten bir işaret yaparken de hala neyi anlatacağını düşünüyordu. Kızının etrafında yavaş adımlarla yürürken altında ezilen çimlerin taze kokusu bir an burnunu doldurdu. Geride kurumuş olan birkaç ot öbeği gözüne takılınca onları düzeltmesi gerektiğini düşündü. “ Önemli bir şey olmadı. Sadece seherbaz olmamın getirdiği etkiyle her gün kötü şeyler görebiliyorum. “ Asıl gerçeği anlatmak yerine seçtiği yol için sessizce kendine küfürlerini sıralasa da böyle davranması gerektiğini biliyordu. Delici bakışlarını Elizabeth’in üzerine odaklayıp bir süre olduğu yerde gereksiz bir heykelmişçisine dikildi. “ Ayrıca bu kötülükler her geçen gün artıyor Elizabeth. Hazırlıklı olmalısın… her şeye karşı. Yanlız kaldığın anda bile güçlü olmalısın. “ Kızının yüzünde bir anlayış ifadesi ararken tekrardan adımları bir daire çizmeye başlamıştı. Yavaşça kıza yaklaştığında birkaç adım uzağında durdu. “ Seni korumak için her zaman yakınında olacağım buna söz veriyorum; ama bir gün olurda yanında olamazsam kendini en iyi şekilde savunmanı istiyorum. Karanlığın güçlendiği bir zamanda yaşıyoruz ve bu karanlık en dehşetli yaratıklarını çok iyi oynuyor. “

Aslında ona bir başka gerçeği söylemişti. Adımları eski konumuna kendisini götürürken zifiri karanlığın güçlendiği gerçeği zihninde puslu bir bulanıklık oluşturmaktaydı. Ezeli düşmanı döndüğünden beri bunu iliklerinde bile hissediyordu. Mutlaka güçlü ve derinden darbeler indirecekti geçmişte de olduğu gibi. Bu yolda da her türlü iğrenç şeyi amaçları için kullanacağını çok iyi biliyordu. Onu durdurmak adına eğer kendisi de yoldan sapacaksa elinden fazla bir şey gelmezdi. İstemediği şeyleri yapmak zorunda kalabilirdi; fakat amacı aydınlık bir gelecekti. Onun için araçlar değişkendi; fakat amaç…mutlaktı. Tüm bu sisli geleceğin ortasındaysa endişelendiği tek insan birkaç metre önünde durmuş belki de anlam veremediği bu konuşmayı dinliyordu. Ona keşke saf bir dünyada yaşadığını, tamamiyle güvende olduğunu anlatabilseydi. Fakat gerçekler damarlarını yakan bir asitle beraber gözler önüne serilmeyi başarıyordu. Bir çocuğa söylenenler gibi her şeyin yolunda olmasını söylemek için her şeyi yapardı; ama öyle değildi. Yüzüne yerleşen hüzünlü bir gülümseme eşliğinde gerçeğin acımasızlığına lanet ediyordu.

Yüzündeki ifadeyi silip kendini toparladıktan sonra konuşmasına devam etti. “ Bu yaratıklardan biri de iğrenç ruh emicilerdir. “ O şeytani yaratıkları hatırlamak bile tüylerini diken diken ediyordu. Midesinin bulanması bir yana yüreğine çöreklenen soğukluk hissi sanki yanıbaşında bir ruh emici varmışçasına kendisini diken üstünde tutuyordu. Etraflarına sadece korku, hüzün saçan kukuletalarından dışarıya yapışkan bir karanlık akan habis yaratıkları belki de dünyanın en kötücül ve ölümcül yaratıklarıydı. Onları kandırmak olanaksızdı. Yanlarında umuttan söz edilemezdi. Çünkü umut onların yaşadığı cehennemi çoktan terk etmişti. Sadece kurbanlarının mutluluklarıyla beslenen iğrenç şeylerdiler. Onları uzak tutmak ve geri püskürtebilmenin yolu ise bir patronus büyüsüydü. Cehenneme umudun gelmesi için belki de tek yoldu. “ Öncelikle ruh emicilerle ilgili ne biliyorsun? “ Eğitime başlamadan önce kızının neleri bildiğini anlaması gerekiyordu. Bu ciddi bir konuydu ve hiçbir şeyi geçmek istemiyordu.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elizabeth Alator
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
avatar

Gerçek Adı : merve
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 10/10/10
Mesaj Sayısı : 232
Mücadele Tarafı : peşini bırakmayan kaderi
Belirgin Özellikleri : fazlasıyla hareketli, arkadaşları ona hızlı coo diolar
RP Sevgilisi : olsun? oldu sanırım...

MesajKonu: Geri: Bahçe   Çarş. 01 Ara. 2010, 02:33

Kaşlarını kaldıran Elizabeth hiçbir şey anlamamış bir şekilde babasının gözlerinin içine gözlerini dikip onun akıl almaz konuşmasını dinliyordu. Neden birden bire böyle bir karar almıştı; kötülükse cevap kötülük her zaman varolmamış mıydı zaten? Bakalım şapkadan şimdi ne çıkacak diye düşünerek babasını dinlemeye devam eden Elizabeth yaratık kelimesini duyunca şöyle bir durup babasını tarttıktan sonra "Yaratıklar mı? " demişti küçük çaplı bir şok geçirerek. Babasının küçük çaplı dalgınlığı olaya daha bir ilgi çekici kılarken Elizabeth'in endişeleri de kol gösteriyordu. Babasınn şimdiye kadar mesleğinin zorluğunu ve tehlikesini pek düşünmemişti; hem Foren için hem de çevresindekiler için sebepsiz bir tehdit vardı aslında her zaman. Kötülüğü serbest bırakmak isteyenin caniliği zarar verme niyetiyle her zaman saldırılarda bulunacaktı elbetteki. Kötü saldırır, iyi korur; bu kural böyle süregidiyordu zaman aktıkça. Ama Elizabeth bu tehlikeyi daha önce hiç bu kadar yakından görmemişti babasının yüzünde. Endişeliydi belli, her ne kadar belli etmemeye çalışsa da konuşmaya başladığında kurtulamadığı dalgınlığını seziyordu Elizabeth ve düşüncelerindeki çıkmazı. Babasının cümlesi bittiğinde istemsizce bir adım geri atmıştı Elizabeth kendini. "Ruh emiciler mi? Yok artık Foren, bu kadarına gerek yok bence?" demişti titrek ve çekingen bir sesle insafına sığınırmış gibi. Babasının onun sesini bastıran tonu tekrar sona erdiğinde "Baba! Saçmalıyorsun ve beni korkutuyorsun." demişti isyankar bir sesle Elizabeth birkaç adım daha geriye doğru atarak.

Babasının ısrarcı bakışları altında ne yapacağını bilemeyen Elizabeth kısa bir an kaçmayı bile düşünmüştü ama onu bulacağından emin olduğu için çabalamanın faydasız olacağını düşünüyordu. Anca caydırabilirdi ama yüzündeki kararlı ifade Elizabeth'i sindirmeye yetiyordu. Belirgin her hattından belliydi ciddi olduğu ve Çaresizliğin bayrağı tepesinde sallanan Elizabeth de yenik düşüp " Neden bei hep zor durumda bırakıyorsun ki...- diye hesap soran bir tonla çıkıştıktan sonra-... offf, bu dersler hiç de eğlenceli olacağa benzemiyor.." demiş ve dülünmeye koyulmuştu. Ruh Emiciler...

Çokca duymuştu bu yaratıkların adını babasından şu bir yıl içerisinde, ondan öncesinde de duymuştu elbetteki ama babası kadar çok kullanan bir kişiyle tanışmamıştı henüz. Kısa bir süre önce bilgi edinmek amacıyla satın aldığı Karanlık Sanatların Doğuşu adlı bir kitapta da ismi geçiyordu bu yaratıkların. Bir kitapta ise ayrıntılı anlatımı vardı ve hatta bir de hareketli bir resimleri. Resim gözünün önüne gelince küçük bir kuş gibi irkilerek silkelenen Elizabeth yavaş yavaş konuşmaya başlamıştı. "Onları en çok senden duyuyorum ve bir kitapta da açıkça anlatılıyordu nasıl yaratıklar olduğu; bulunduğu yerdeki tüm aktif enerjiyi içine çekip sindiren yaratıklar, yani onların olduğu yerde; ne mutluluk ne umut ne de yaşam var; onların olduğu yerde; karamsarlık, soğuk ve korku veren düşünceler var. Kısacası ya ölüsün ya da deli.." deyip gözlerini babasına dikmişti. Kısa bir sessizliğin ardından aklına ta konuşmanın başında takılmış olan büyü geldi; patronus büyüsü onları kovar... Evet, bunu da okumuştu o kitaplar Elizabeth ve büyü için gerekeni de biliyordu; Eşsiz bir mutluluk veren tatmin edici bir anı. Bunu dile getirmeden önce "İyi de bana öğretmek istediğin büyü FYBS düzeyinde, sence bunu öğrenmem doğru mu çocuk sağlığı açısından düşünürsek? Hem kolay bir şey de değil doğru anıyı bulup onu güçlü kılmak?" diyerek gerekeni bildiğini de yansıtmak istemişti Elizabeth egosunu tatmin etmek istercesine. Sorularına cevap bekler bir şekilde güneşin kıstığı gözlerini babasının üzerinde gezdirerek.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Bahçe   Paz 05 Ara. 2010, 02:44


Kızının söyledikleri karşısında tatminkarlıkla başını salladı. Teoride bilmesi gerekeni biliyordu. Peki ya pratikte yeterince hazırlıklı mıydı? Sanmıyordu, o yaratıkların nasıl hissettirdiği aslında kelimelere sığmazdı. Yanlarında olmak en büyük tecrübeydi ve bu tecrübeyi en nahoş zamanlarda yaşamıştı. “ Evet teoride bilmen gerekenleri biliyorsun. “ Delici bakışlarını bir an kızının gözleri üzerinde kilitledi. “ Fakat bu yetersiz Elizabeth. Onların varlığını hissetmeden bunların ne demek olduğunu bilemezsin. “ Elini havada sallayarak konuşmasına devam etti. “ Merak etme seni onlarla karşılaştıracak değilim. “ Elizabeth’e biraz yaklaştığı sırada yüzüne sıcak bir gülümseme kondurmuştu. Üzerine fazla yüklenip yüklenmediğini düşünürken bunun gerekli olduğunu düşünerek düşüncelerini yapması gereken işe odakladı. “ O yaratıklar öyle korkunç varlıklardır ki kelimeler onların ne hissettirdiğini anlatmaya yetmez. Bir kere karşılaşmışsan o iblislerle o zaman biliyorsundur nasıl şeytani varlıklar olduklarını. “

Etrafta volta atarken sanki o yaratıklardan birinin yanında olduğunu hissetmişti. Kanının damarlarında soğudu hissetti bir an için. Yapışkan bir soğukluğun şeytani dokunuşlarla bedenini sarmalamaya başladığını düşündüğü sırada bir titreme sardı ruhunu. Elbette biliyordu ki bir hayaldi bu gerçi epey gerçekçi bir hayal olmuştu. Silkelenip kendine geldi tüm negatif enerjiyi atmak istercesine. Düşüncelerini tekrar konusu üzerinde yoğunlaştırdığında kızının sorusuna cevap verdi. “ Bir ruh emici seninle karşılaştığında FYBS düzeyinde bir öğrenci olup olmadığına bakmayacaktır Elizabeth. Zor olduğunu kabul ediyorum; ama öğrenmek zorundasın. Hem senin çabuk öğreneceğini düşünüyorum. Güçlü bir cadısın sen. “ Babacan bir tavırla gülümsedi tekrar.

Asasını omuz hizasında kaldırıp biraz ayakları üzerinde yaylandıktan sonra konuşmaya başladı. “ Senin de az önce dediğin gibi ruh emicileri kovmak için bir patronus büyüsü yapmak lazım. Zordur; ama doğru bir şekilde yaptığın zaman tüm ruh emicileri kovabilirsin. Bunun için senin de söylediğin üzere mutlu bir anı seçmek zorundasın. Onu tekrar yaşıyormuş gibi düşün o anki hislerini yaşa ve Expecto Patronum büyülü sözleriyle büyüyü yap. “ Dalgacı bir gülümseme yayıldı bir an için yüzünde. “ Söylemesi kolay tabi. Bu nedenle ilk ben yapacağım. Sana nasıl yapıldığını göstereceğim ve dikkatle izle beni. “

Gözlerini malikanenin ilerisinde uzanmakta olan ormana dikti. Kendini mutlu eden bir anıyı düşününce aklına zihninin puslu sularından sıcak bir hatıra çıktı. Yüzü özlem dolu bir gülümseme ile aydınlandı. Tüm benliğiyle o anı duyumsamaya çalışırken gözlerinin önüne okulu bitirdikten sonra seyahate çıktığı gün geldi. Elbette babasıyla o günün gecesi tartışmışlardı; ama annesi ona destek çıkmıştı. Bunu hatırlamanın verdiği mutlulukla ölmüş olan annesinin mutlu hatırası kalbini doldurdu. O gece onunla sabaha konuşmuşlardı. Foren yolculuğunun ne kadar süreceğini hesaplamamıştı. Sadece hayallerindeki yolculuğa çıkacaktı. Merakını giderecekti herkese ne işler başarabileceğini gösterecekti ve bunları yapmıştı da. O gün kapıdan çıkıp güneşli güne adımını atarken hissettikleri tarif edilemezdi. Yüreğinden damarlarına akan mutluluk eşsizdi. O anı sanki tekrar yaşıyordu katıksız bir mutluluk ifadesiyle. Tüm bunların eşliğinde asasını ileriye uzattı. “ Expecto Patronum! “

Asasından muazzam parlaklıkta fışkıran gümüşi anka kuşunun görkemi tüm bahçeyi doldurdu. Adeta dans edercesine asanın gösterdiği yöne doğru ilerledi. Bu patronusu görmenin verdiği mutluluk bile aslında bu büyüyü yaptırmaya yeterdi. Eşsiz, görkemli muhteşem ve çok güzeldi. Bahçenin sınırına ulaştığında genç büyücünün asa hareketiyle geri dönen anka kuşu Elizabeth’in başının üstünden geçti, malikanenin duvarlarına ulaşmadan da söndü. Foren maraton koşmuşçasına derin bir nefes aldı. Gülümseyerek kızına döndü hızlı bir şekilde. “ Hadi bakalım sıra sende. “



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elizabeth Alator
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
avatar

Gerçek Adı : merve
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 10/10/10
Mesaj Sayısı : 232
Mücadele Tarafı : peşini bırakmayan kaderi
Belirgin Özellikleri : fazlasıyla hareketli, arkadaşları ona hızlı coo diolar
RP Sevgilisi : olsun? oldu sanırım...

MesajKonu: Geri: Bahçe   Cuma 10 Ara. 2010, 03:04

"Tabi ya, yanlarında olmak farklıdır elbette, ben bunu düşünememiştim.." demişti rahat bir tavırla ama kısık bir sesle. Babası konuşmasına devam ederken bir an gözleri Elizabeth'inkiler üzerinde sabitlenmişti. Yakalandığı hissine kapılan Elizabeth telaşla kaçırmıştı gözlerini hemen ve yerdeki otlarla ilgilenmişti biraz. Babasının bir sonraki cümlesinde 'Herhalde karşılaştırmayacaksın, canıma kastın yok ya..' diye geçirmişti içinden büyük bir sıkkınlıkla. Tatilin ne anlama geldiğini bir ara babasına anlatmalıydı yoksa her yere salınan bu dersler kafasını yemesine sebep olacaktı. Otlardan aldığı bakışlarını tekrar babasına doğru çevirdiğnde onu daha yakında görünce korkup bir an geriye doğru eğmişti hafifçe kendini genç cadı; sinirli bir ses tonuyla "Bu kadar sessiz olma benim yanımdayken." demişti hışımla. Babasının yüzündeki sıcak gülümsemeyi görünce biraz daha gevşeyerek onu dinlemeye koyuldu sözlerine devam ederken. Hala etkilerinden bahsetmesi onu biraz sıkmıştı doğrusu, bunları zaten tekrar öğrenecekti; bir an önce sadede gelmesini umarak dinlemeye devam etti Foren'ı.

Babası sorusunu cevaplarken kaşları kalkık bir şekilde onu dinleyen Elizabeth karşı çıkmaya yeltenmedi bile. Eğer içi böyle rahat edecekse alt tarafı bir büyü değil miydi, öğretir ve mutlu mesut olurlardı. Her şeyin bu kadar basit gitmesini dileyerek babasının gülümseyişine biraz tereddütlü bir şekilde cevap verdi. Babası asasını kaldırıp büyü yapmak için pozisyon alırken o da birkaç adım gerileyip onu izlemeye ve bir yandan da anlattıklarını dinlemeye koyulmuştu. Patronusun nasıl bir şey olduğunu merak etmiyor değildi, o yüzden olmalı ki boynu biraz yukarı kalkmıştı. Konuşmasını bitirdikten sonra bir şeye yoğunlaştığı her halinden belli olan babasını rahatsız etmemek için çıtını çıkarmayan Elizabeth'in ağzı babasının büyülü sözleri söylemesiyle asasından çıkan gümüşi anka kuşuyla beraber hayranlıkla açıılmıştı. Karşısında duran ışıl ışıl patronusa hayranlıkla bakan Elizabeth babasının asa hareketiyle süzülen gümüşi maddeden gözlerini alamıyordu. Yok olmasıyla birlikte "Harika!" diyebilmişti sadece ağzını kapayarak. Babasının sesiyle kendini toplayan Elizabeth "Bende mi? İyi ama daha anı düşünmedimki?" dedi strese girerek bir anda. O kadar üst seviye bir büyüyü nasıl yapacaktı kara kara düşünürken, hayatını aklından geçiriyordu güzel bir anı için. Pek bir güzellik yoktu hayatında, birkaç nadide görüntü geldi gözünün önüne; onların sayısı beş parmağı geçmezken büyü için yeterli derecede güzel miydiler karar veremiyordu Elizabeth.

Titrek bir elle asasını çıkardı cebinden ve kaldırdı umutsuzca. Esas ailesinin bir resmi gelmişti gözünün önüne; mavi gözlü kumral bir baba iki küçük kızına sarılmış ve sarı saçlı gülümseyen bir anne de onların yanına yanaşmıştı sevgiyle. Yüzüne resimdeki gibi masum bir gülümseme konmuştu Elizabeth'in, elini kaldırdığında bu anının işe yaramayacağını bilse de anı hatırlamanın güzelliğine gıyaben denemek istiyordu. "Expecto Patronum!" demişti titrek bir sesle ama beklediği gibi hiçbir şey olmamıştı. Ortada herhangi bir gümüşi nesneyi bırak küçük bir ışık hüzmesi bile yoktu. tekrar durup anılarına daldı Elizabeth bir hınçla, her ne kadar yapamayacağını büyüyü yapmadan önce bilse de başarısızlığı hiçbir şekilde hazmedemiyordu. Ablasıyla geçirdiği günleri düşünüp oradan bir anı seçmeye karar veren Elizabeth'in aklına ilk gelen mutlu anı Romanya'ya doğru çıktıkları yolculuk esnası olmuştu. Birkaç yılın ardından sadece birbirlerine sahiplerdi ve özlemin sonunda kavuşmuşlardı birbirlerine. Teyzesinden kurtuluş biletini almıştı o yolculukla Elizabeth. Gülümseyerek kendine ve anısına biraz daha güvenerek asasını kaldıran Elizabeth tekrarlamıştı büyülü sözleri. Asasının ucundan çıkan küçük gümüş dumanlarına bakan Elizabeth bir an sevinmişti ama yetersiz olduğu dumanın cılızlığından belliydi. Asasının ucunu kaldırım yüzünün hizasına getirerek çıkan dumanlara bakan Elizabeth onları üfleyip uzaklaştırdıktan sonra babasına dönüp "Bir püf noktayı atlamadığına eminsin değil mi? Neden başaramıyorum acaba?" diye sordu. İkinci sorusu daha çok kendi kendine konuşurmuş gibi kısık ve düşünceli bir sesle döküldü dudaklarından.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Bahçe   C.tesi 11 Ara. 2010, 03:16


İtiraz eden cümlelere aldırmadan kızının yüzünü görebilecek kadar uzaklaştı yanından. Hiçbir ses çıkarmadan olacakları izlemeye koyuldu. Anılara dalmak kolay bir iş değildi. Büyük bir dikkat ve konsantrasyon gerekiyordu. Pek sabırlı değildi; fakat öyle davranması gerekiyordu. Derin bir nefes alıp yerdeki taze otlara kısa bir süre baktıktan sonra bakışlarını tekrar genç çadıya odakladı. Bir anlığına hissettiği serin bir esinti ensesinde bir kaşıntıya neden olurken ortama sanki bir mabedin huzur verici sessizliği çökmüştü. Anın kutsallığı tüm hücrelerini kuşatmıştı. Kendini önemli bir dersi dinlemeye hazırmış gibi hissediyordu ve bu ders kızının yapacaklarıydı.

Titrek bir elin yardımıyla çıkan asayla beraber simada oluşan beyaz gülümseme karşısında kızının en saf halini görebiliyordu. İçinde kabaran sempati mimiklerinde sıcak bir gülümseme oluştururken her şeyi doğru yaptığını düşünüyordu. Ardından gelen sözcüklerin karşılıksız kalışı sırasında Elizabeth’in yüzünde kızgınlığın izlerini fark edebiliyordu. İlk seferde yapmasını beklememişti; ama küçük bir gümüşi duman da iş görürdü. Yine de yüzünde üzülme, başaracaksın der gibi bir bakışla onu bir daha denemeye teşvik ediyordu. Kısa bir süre sonra özgüveni yerine gelmiş cadının emin bir şekilde büyüyü tekrarlayışı sonucunda gördüğü cılız, yetersiz; ama bir o kadar da harika gümüşi şey karşısında heyecanlanmıştı. Harikaydı çünkü her zaman en çekici olan kusursuz olan değildi. Zayıflıkların içinden çıkan narin şeyler de bir o kadar mükemmel olabiliyordu. Fakat işin estetiği bir kenara bırakılacak olursa Elizabeth’in daha çok çalışması gerekiyordu. Yine de ikinci denemede gelen gümüşi duman genç bir öğrenci için oldukça başarılıydı.

Düşüncelerini kızının yakınması bozduğunda birkaç saniye öylece baktı. Hiçbir bir şeyi atlamamıştı tabi ki. Sadece bu büyüyü başarabilmek oldukça güçtü ve çok fazla deneme gerekiyordu. Yavaş adımlarla kızına yaklaştı. Elini omzuna atıp güven verici bir ses tonuyla konuştu. “ Hayır Elizabeth hiçbir şeyi atlamadım… Önemli olan doğru anıyı seçmek. Bu çok güçlü bir anı olmalı. Tüm benliğinle o an hissettiğin mutluluğu hissetmelisin ancak o zaman başarabilirsin. “ Birkaç adım atıp çimlerin çıkardığı sesi dinlerken hemen genç cadının gözlerine dikti bakışlarını tekrar. “ Ayrıca kendini böyle zorlama. İkinci denemede çıkan bir gümüşi duman öğrenciler için oldukça başarılıdır. “ Kızını zorlamak istemiyordu; fakat devam etmeleri gerekiyordu. Yine de zorlayıcı görünmemek ve Elizabeth’ denemek adına konuştu. “ İstersen bugün burada bitirebiliriz. “

Bildiği bir şey varsa Elizabeth’in bir işin peşini bırakmayacağıydı. Bu yaptığı zarf atmaktı ve kendisi bu eğitimden yorulsa bile onun başarana kadar durmayacağını biliyordu. Büyük bir hırsı vardı, bir işi başarmak için yılmadan çalışmaya devam ederdi. Sadece asıl sorun onun ilgisini uyandırmaktı; ama yüzünde gördüğü inat zaten buna bir işaretti. Fakat aklına takılan bir soruyla kaşları çatıldı. Acaba hangi anıyı seçmişti? “ Bu arada hangi anıyı seçmiştin? Tabi her ne seçtiysen ondan daha güçlü olmalı.



_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Elizabeth Alator
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
Gryffindor V. Sınıf | Sınıf Başkanı
avatar

Gerçek Adı : merve
Yaş : 26
Kayıt tarihi : 10/10/10
Mesaj Sayısı : 232
Mücadele Tarafı : peşini bırakmayan kaderi
Belirgin Özellikleri : fazlasıyla hareketli, arkadaşları ona hızlı coo diolar
RP Sevgilisi : olsun? oldu sanırım...

MesajKonu: Geri: Bahçe   C.tesi 22 Ocak 2011, 03:54

"Bitirmek mi? Tabiki hayır... " deyip asılan yüzüne bir düşünce yerleştirdi. Uyanık bir ifade ve kısık gözlerle babasının yüzüne bakarak "Bunu bilerek yapıyorsun, takıntılı olduğumu biliyorsun ve özellikle bırakalım diyorsun. Çünkü yapmayacağımı ve inat edeceğimi biliyorsun." demişti ketum bir sesle. burnu havada bir şekilde kollarını göğsünde bağlayarak biraz durduktan sonra "Evet, haklısın bırakmıcam bunun peşini..." demişti her şeyi elde eden bir prenses edasıyla. Bağladığı kollarını çözerek asasını parmakları arasında çevirmeye başladı. Anı, çok güçlü mutlu bir anı... Düşününce tüm anıları zihninden siliniyor gibiydi, tam bir şeyler yakalayacakken yok oluyor uzaklaşıyor gibiydi. Daha sakin düşünmeye çalıştı, acele ettikçe telaşa kapılıyordu. Birkaç adım attı yavaşça otların arasında, gözlerini kapayarak yürümeye devam etti yavaşça. Gözü kapalı boşluğa doğru yürümek bir an huzur verdi ona. Önünde hiç engel olmadan yürümek, rüzgar yüzüne okşayıp burnuna çiçek kokularını taşırken... Işığın varlığından haberdar olup gözlerin kapalı olsa da onu hissetmek ve yürümek... Muhteşemdi. Sanki gökyüzünde, bulutların üzerinde, kirli yeryzünden çok uzaktaydı. Boşlukta... hissizliğin ortasındaydı. Kollarını iki yana açan genç cadı minik adımlar atmaya devam etti. Başını yukarı kaldırarak orada olduğuna emin olduğu güneşe baktı. Yarım bir şekilde döndü arkada bıraktığı babasına doğru ve gülümseyerek "Sanırım pek zor olmasa gerek." dedi mutlulukla. Tekrar gözlerini kapayıp kendini gökyüzünde hissetmeye çalıştı ve etrafında tüm sevdiklerini canlandırmaya. Bütün hepsi, kaybettikleri vekazandıkları... hepsi. Sanki onun için bir kutlama vardı gökyüzünde ve her bir yıldız onun bir sevdiği olmuştu. Asasını kaldırırken bunu sanki yapmıyordu bile, o gökyüzünde yaşıyordu ve yeryüzü yoktu onun için o an. Asasını karşıya uzatarak "Cennet gibi... " demişti hayalinin etkisinde kalarak ama sonra yapması gerekeni hatırladığında net bir sesle haykırdı boşluğa doğru; "Expecto Patronum..!"

Gözlerini açmamıştı ama asasını sıkıca kavramak zorunda kalmıştı. Daha doğrusu öyle hissetmişti, değişik bir bağ ile bağlanmışlardı sanki. Kendini hem çok iyi hem çok güçsüz hissediyordu Elizabeth. Yine de inmek istemiyordu gökyüzünden, hep orada kalmak istiyordu. Bunu yapamaz mıydı? Geri dönmese nolurdu ki? Hiçbir şey kaybetmezdi ve aksine çok kazancı olurdu. Tüm kaybettiği hayatlar buradaydı işte. Ailesi ona gülümseyerek bakıyorlardı. Huzurluydu, gerçekten mutlulukla gülümsüyordu. O kadar huzurluydu ki boş ve hafiflemiş hissediyordu bedenini. Sadece mutluluk ve beyaz vardı. Tertemiz sonsuz bir hayat. Cennet böyle mi etkiliyordu insanı? çok cezbedici olduğu kesindi ama. Bırakıp gidesi gelmiyordu insanın. Heleki yaşamı acınası olan Elizabeth'in. Hiçbir şey hissetmiyordu, gözündeki yaşları bile hissetmemişti. Çok yorulduğunu farketti genç cadı, şimdiye kadar onu hayat çok yormuştu; bedeninin rahatlamasından bunu anlıyordu. Boşluk.. Tüm var olan bu; olmayan bir şey... Tıpkı yaşadığı rüya gibi. Aslında böyle bir şeyin olmadığını biliyordu ama mutluydu yine de. Rüyaysa da uyanmak istemiyordu; "Bırakın uyuyayım.." demişti yalvarırcasına... Kulağında bir ses vardı; erkek sesi, ona sesleniyordu devamlı. Etrafına bakındı ama kimse yoktu, sesin sahibini bulamıyordu. Kaybolmuş hissine kapıldı bir an ve yüzüne düşen gölgeyi hissetti. Başında da bir acı vardı. Gözlerini açmak istemiyordu, tekrarladı yalvarırcasına; "Bırakın uyuyayım.."

Babasının yumuşak tokatları onu gözünü açmaya zorlamıştı ve birden tüm zaman ve mekan birbirine girmişti Elizabeth için. Biraz önce cennetteydi, şimdi neresiydi burası böyle. Berrak güneş gözlerini kamaştırıyor, onları açık tutmakta zorlanıyordu Lizz. Her şey pusluydu ve devamlı dönüyor gibi geliyordu ona. Gözlerini sıkıca yumup tekrar açtı ve ona eğilmiş bakan yüzün kime ait olduğunu düşünerek "Nerdeyim ben.." diye sordu usulca. Babasının yüzünü tanırken bilinci yavaş yavaş yerine oturuyordu ki dönen her şey durmuştu ve artık biraz daha nettiler. Neden yerde yattığına anlam yüklemeye çalışarak babasına baktı ve "Ne oldu, neden buradayız baba.." diye sormuştu. Bu yerden taşınmışlardı ve neden şimdi buradalardı? He, evet büyü dersleri.. diye düşündü kendi kendine ve doğrulmaya çabaladı babasının endişeli bakışları altında. Ayağa kalkınca yer altından kayacakmış gibi oldu bir an ama toparladı sonra. Merakla ve yorgun bir şekilde karşısında duran babasına baktı ve ondan destek alarak ayakta durmaya devam etti. Konuşabileceğini anladığı anda "Tam olarak ne yaptım ben?" diye sordu ve ardından ekledi. "Kendimi bir fıçı bira içmiş gibi hissediyorum.." dedi sallanarak hafifçe.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bahçe
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fiendfyre :: Yerleşim Merkezleri :: Londra :: Alator Malikanesi-
Buraya geçin: