AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Tesadüf

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Johnny Quentin

avatar

Gerçek Adı : Batuhan
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 28/10/10
Mesaj Sayısı : 22
Mücadele Tarafı : Tarafsız
Belirgin Özellikleri : Vurdun Duymazlığı
RP Sevgilisi : -

MesajKonu: Tesadüf   C.tesi 30 Ekim 2010, 19:54

İşte sıkıcı bir gün daha. Bakanlıktaki işlerimi halletikten sonra akşam içkimi içip eve gitmek istiyordum. Ama önümde duran bütün o belgeleri okuyupp gerekli işlemleri yapmak... Bu mesleği eğlence ve aksiyon için istemiştim ama her zaman beklediğim gibi gitmiyor. Bazen bir masada oturup o günün sonuna kadar kalkmadığım oluyordu. Neyseki çıkış saatime az kalmıştı. Üç Süpürgenin muhteşem içkileri beni bekliyordu. O güzel şeylere gitmek için sadece 15 dakikam kalmıştı ve bu 15 dakika geçmek bilmiyordu. Buraya girerken gördüğü birbirinden zorlu eğitimlerden sonra bu belgeler gerçekten onu sıkıyordu. Sakallarım gerçekten uzamaya başlamıştı. Üşenmesen veya sarhoş olarak eve dönmesem onları kesicektim ama bir türlü fırsat bulamadm. Kafamı kaldırıp saate tekrar baktığımda sadece 3 dakikam kalmıştı. 3 dakika önce çıksam hiçbir şey olmazdı. Ağır ağır toplanmaya başladım ve sonra son kez masamın üstüne bir göz gezdirdim. Kesinlike burada bir şey unutacaktım ama şimdi onu ararsam bulamazdım. Askıda asılı olan siyah ceketimi üzerime geçirip odadan çıktım. Bakanlıkın o hiç değişmeyen koridorları arasında asansörlere doğru ilerlerledim ve yolda gördüğüm meslektaşlarıma (onların çoğunu hiç sevmem) kafamla selam verdim. Sonunda asansörlere ulaşmıştımki acaba şöminelerlemi gitsem diye düşündüm ama karar değiştiremeden arkamda bekleyen kalabalık beni asansöre ittirdi ve mecburen asansöre bindim. Sonunda bakanlıktan çıkkmış temiz havayı solumuştum ama fazla sevmedim. hemen Üç Süpürgeye gidip içkileri ve sigaraların arasına girmeliydim.

Cisimlenirken biraz yanlış yere cisimlenmiş olucamki, Üç Süpürge yerine Domuz kafasının önüne cisimlenmiştim. İlk önce biraz şaşırsamda sonra yorunluğuma vererek sağa döndüm ve Üç Süpürgeye doğru ilerledim. Üç Süpürgenin tanıdık kapısını açtım ve içerisinin içkiyle karışmış sigara kokusunu içime çektim. Bu kokuya gerçekten bayılıyorum. İçeri girdim ve yavaşça barın önüne geldim Madam Rosmerta'ya daha ne istediğimi söylemeden önüme koca bir bardak kaymak birası koydu. Bundan daha sert birşeyler istiyordum. tam ağzımı açıcaktımki Madam Rosmerta'dan öyle bir bakış aldımki hemen bardağımı alıp arkama döndüm. kendime booş bir masa arıyordum ki gözüme bizim bölümden olan genç Foren çarptı. İyi bir çocuğa benziyordu. Ve büyük ihtimalle benle masasını paylaşırdı. Hemen onun yanına giderek davet beklemeden oturdum. Oda benim gibi sıkıcı bir günün ardından Üç Süpürgeye gelmişti. Görünen o ki o cisimlenirken bir yanlışlık yapmamış ve benden önce buraya varmıştı. Suskunluğu bozmak için ilk adımı ben attım "Demek sende sıkıcı bir günden sonra buraya geliyorsun ha?" sonra bardağımı onun bardağına vurarak güldüm ve devam ettim "Belki siz gençlere daha eğlenceli görevler veriyorlardır? Ne dersin öyle mi?" gençkken çok eğlenceli ve bir o kadarda zor görevler alırdım. İnsan tecrübe kazandıkça daha zor görevlere gideceğini düşünüyor ama hayır onun yerine seni bir masaya oturtup akşama kadar belge okutuyorlar!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Tesadüf   C.tesi 30 Ekim 2010, 21:40



Yorucu bir iş gününün ardından ne iyi giderdi? Çoğu kişi evinde rahat bir uyku çekmeyi düşünecektir. Bazıları dinlendirici bir müzik dinlemeyi tercih eder. Bazılarıysa gidip birkaç kadeh içmeye bayılırlar. Foren de bu gece bir şeyler içmek istiyordu. Üzerinde olan yorgunluğu stresi ancak böyle atabileceğini düşünüyordu. Üç süpürgenin önünde geldiğinde kapıdan içeriye girmek de tereddüt etmedi. İçerinin sigara kokan havası bir an gözlerini yaktı. Bu biyolojik reaksiyona gözlerini kırpıştırırken tepki verirken kokusunu aldığı içki yüzünü gülümsetti. Sigaradan nefret ederdi; fakat içkinin tadına varmayı zaman zaman seviyordu. Bu keyfinden de onu kimsenin alamayacağını düşünüyordu ki biri hemen aklına geldi. Bu hayatta belki de şuanda en çok yer işgal eden biriydi ki o kendisine her şeyi yapabilirdi.


Simasındaki gülümsemeyle birlikte bara yakın bir masaya yürüdü. Küçük, tozlu masadan bir sandalye çekip oturduktan sonra yılların güzelliğini eskitemediği Madam Rosmerta’ta baktı. “ Bana biraz viski verir misin? “ Kadının güler yüzlü ifadesi siparişi aldığının göstergesiydi. Kendisine gelen viski şişesine bakarken derin bir nefes aldı. Bardağı doldurup bir dikişte içti. Boğazını yakan sıvı keyfinin yerine gelmesini sağladı. Bardağı tekrar doldurduğunda bu kez daha yavaş içti. Yudum yudum alıp içkisinin tadına varıyordu. Bu arada bardaki izleyip sarhoşların haline bakarak eğleniyordu.

Tam önündeki masada oturan şişko biri artık aşırı içkiden olduğu yerde sallanıyordu ve saçmalayıp duruyordu. Biraz gerisindeki güzelce bir kızsa bar masasında oturan genç bir adamı süzüyordu. Ona aşık olduğu belliydi. Bu kelimeyi düşününce yüzünü buruşturdu. Aşktan nefret ederdi o. İçi boşaltılmış yapay bir duyguydu ona göre. Gözü kör eden ve mantıksız davranışlara yol açan bir tür zehir ya da. Saygı duyduğu ve değer verdiği şey sevgiydi onun. Bu duygu asıl yaşanmışlıkları değerli kılıyordu. Kendi yaşadıkları tekrar gözlerinin önüne gelince gayri ihtiyari gülümsedi. Şuanda kendisi de bu duyguyu yoğun bir şekilde yaşıyordu.

Gözü yan masalardaki esmer bir kıza kayınca zihni başka diyarlara gitti bir an. Kız bir zamanlar çok sevdiği ve kaybettiği kişi olan Julia’ya çok seviyordu. Uzun ve delici bakışları kız fark edince hemen bakışlarını düzeltti. İçkisinden bir yudum alırken içten içe vicdan azabı çekiyordu. Sevdiğine ihanet ettiğini düşünüyordu böyle. Aklında yıllar önce ölmüş birini tutarak kendisini esir ediyordu; ama bundan kurtulamıyordu. Saplanıp kalmıştı ve bir bataklığa girmiş gibi gittikçe dibe batıyordu. Bunu kendisi de biliyordu ve bir şey yapamıyor oluşu kendisini deliye çeviriyordu.

Geçmişin tozları içinde seyahat edip içkisini içerken içeriye birinin girmesiyle dikkati dağıldı. İçeriye girenin tuhaf meslektaşı Johnny olduğu görünce yüzünü ekşitti. Bu adamdan pek haz etmezdi. Muhtemelen kendisini de görecekti. Şimdi kalkıp gitse kendisini göremeyebilirdi; ama yerinden kalkmak istediğini sanmıyordu. Üzerine binmiş uyuşukluk içkisini yudumlamasını söylüyordu ki öyle yaptı. Koca bir yudum aldığı viskisinden sonra pat diye sandalyenin çekilip oturulmasına şaşırmıştı. En azından nezaket icabı da olsa izin alınması gerekirdi. Buna aldırmayarak içkisini yudumlamaya devam ediyordu ki meslektaşı enerjik bir sesle konuşmaya başladı.

"Demek sende sıkıcı bir günden sonra buraya geliyorsun ha?" Aslında bugün gelmemeyi dilerdi. Sakin bir gece geçirmek için gelmişti; ama melankolik havası çabucak bozulmuştu. Şuanda karşısında outran adamsa bunun mimarıydı. İfadesiz tutmaya çalıştığı yüzünün ardından sıkıntı gizliydi aslında. “ Her zaman değil Johnny. “ Tüm viski bardağını bitirip yenisini doldurdu. “ Sakin bir gece geçirmek istediğim zamanlar geliyorum. “ Bardağı selam verir gibi tuttuktan sonra bir dikişte bitirdi. Boğazını yakan sıvıya bu kez hafiften öksürerek cevap verdi.

"Belki siz gençlere daha eğlenceli görevler veriyorlardır? Ne dersin öyle mi?" Eğlence mi? Bu adamın eğlence anlayışını merak etti bir an. Bir karabüyücüyü kovalarken arkadaşlarının parçalara ayrılmasını görmek eğlenceyse son bir yıldır eğlenceyi doruklarında yaşıyordu. Gerçi ara sıra birkaç klozet kapağı yüzünden çıldırmış muggleları sakinleştirmek için müdahele ettiğinde bunu eğlenceden sayabiliyordu. “ Fena değil Johnny, her zamanki işler işte. “ Bir süre durup adama bakarken konuşmamanın nezaketsizlik örneği olacağını düşündü. “ Senin işler nasıl gidiyor? “

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johnny Quentin

avatar

Gerçek Adı : Batuhan
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 28/10/10
Mesaj Sayısı : 22
Mücadele Tarafı : Tarafsız
Belirgin Özellikleri : Vurdun Duymazlığı
RP Sevgilisi : -

MesajKonu: Geri: Tesadüf   C.tesi 30 Ekim 2010, 22:15

Çoğu zaman kendi başıma eğlenmeyi isterdim ama bugün bir arkadaş hiç fena olmazdı. Aslında bir arkadaşla olmak hep iyi gelirdi bana ama insanlar karakterimi beğenmediğinden benle fazla gezmezdi. Çok fazla dobra oluşum onları biraz sinir ediyordu sanırsam. Aman şimdi bunları düşünücek zaman değildi. Sadece önümdeki içkiyi ve etrafta duran güzel bayanları düşünmek istiyordum. Sapık biri değilimdir. Sadece her erkeğin baktığı kadar bir kadına bakarım. Ama hiçbir zaman aşık olmam. Yani şuana kadar olmadım bundan sonrada olmam heralde. Bu duyguyu tatmak güzl bir şey olsa gerek. Bir kadını ölesiye sevmek işte dünyadaki en güzel duygu.

“Senin işler nasıl gidiyor?“ bu soru ile birden irkilmiştim. Kafasımı tekrar Foren'a çevirdim. Ne kadar genç bir büyücüydü. 27-28 yaşlarında olmalıydı. Orta yaşlarına geliyordu ama benim gibi çabuk yaşlanın bir yüzü yoktu. Beni gören 50 yaşında derdi oysaki sadece 35 yaşındaydım. Bugün nedense içimden hiç komiklik yapmak yada birileriyle alay etmek gelmiyordu. O yüzden Forena'a gülümsedim ve "Eskisi gibi değil. Eskiden beni daha çok saha görevine gönderirlerdi. O günleri çok özlüyorum." bir an çok uzaklara daldım. Eski seherbaz arkadaşlarımı düşündüm. Hiçbiri yaşamıyordu. Onları bazen ne kadar özlediğimi anlıyordum ama bu düşünceleri hemen kafamdan atıyordum. Çünkü, onlar bir kahraman gibi çarpışırken ölmüşlerdi. Bense bir gün belgeler arasında kalp krizi geçiriceğim ve kimse fark etmiyecek. Yine sessizlik olmuştu. Sanıyorum ki Foren'da beni sevmeyen yada daha doğru bir tabir ile beni garip bulan kişiler arasındaydı. ülümsedim ve kaymak biramdan bir yudum daha aldım. Böle iki kişi arasında olan sessizliklerde her zaman bbir şeyler düşünürdüm. Bazen arka masada oturan kızı, bazen ise daha felsefi konular düşünürdüm. Ama şuan sadece kendimi düşünmek istiyordum. Uzun zamandır (Yaklaşık 10-12 senedir) kendimi hiç düşünmedim. Hep başka konulara kafa yordum. Ne zaman aklıma kendimi düşünmek gelse hep bu düşünceyi kafamdan attım. Çünkü, amcamın dediği söz geliyordu aklıma "Sadece çaresiz insanlar kendilerini düşünür" ama kendini düşünmediği zaman insan daha ok çaresiz kalıyordu. Belki bu zamana kadar sözü yanlış yorumlamıştım. Kim bilir? Ama şunu biliyorumki ben hiç kendimi düşünmedim. Ne yaptığımı, ne yapmakta olduğumu ve ne yapacağımı. Bunların hiçbirini düşünmeden yaşadım bunca yıl. Ama şimdi yerimiydi. Bu barda ufak bir sandalyenin üstünde tüm hayatını düşünmek... Evet bence tam yeriydi hatta sadece düşünmekle kalmamalıydım. Hazır birini bulmuşken danışmalıydım. Onca yaşça büyük olmam bir şey ifade etmiyordu. Her yaşta bir şey öğrenilmeliydi.

"Foren, sana bir şey sorucam. Hayatını her zaman planlı, programlımıdır? Yani her şeyi önceden düşünür ve öylemi karar verirsin? Yoksa akışınamı bırakırsın?" barda yapılan sohbetlere benzemiyordu ama konuşucak başka bir şey bulamıyordum. Görünen o ki Foren'da bulamıyordu. Meslektaşlarım hakkında fazla bir şey bilmezdim ama Foren'ın 6 yıl boyunca tecrübe edinmek için yada başka bir nedenden dolayı dolaştığını duymuştum. Bense hayatımın büyük bir kısmını burada Londra'da geçirdim. Sadece 2 yaşına kadar Amerika'da yaşadım. Ne tatil nede iş için hiç yurtdışına çıkmadım. Sadece bazı işler için şehirdışına çıkdım. Onun dışında tatillerimin hepsi bu barda ve bu sandalyelerin üzerinde geçerdi. Buranın kokusundan uzak kalamıyordum. Bende bir alışkanlık hatta bağımlılık yapmıştı. Buraya gelmek ve tanıdığı, tanımadığı bir çok kişiyi izlemek. Onların davranışlarını kendime göre yorumlamak. İnsanlara uzaktan doğru gülmek. Bir oğlanın bir kıza aşk dolu bakışlarını yorulmadan, bıkmadan 1-2 saat izlemek benim için normla işler arasına girmişti. O bakşı bir gün kendimde de görmek istiyordum. Barda oturup aşık olduğum kıza saatlerce bakmak. Onunla konuşmadan sadece bakışmak. Çok fazla daldığımı hissettim ve düşünceleri kafamdan atmak istercesine kafamı salladım ve cebimden bir paket sigara çıkarıp bir tanesii yaktım. Daha sonra Foren'a dönüp onada uzattım.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Tesadüf   Paz 31 Ekim 2010, 02:28


"Eskisi gibi değil. Eskiden beni daha çok saha görevine gönderirlerdi. O günleri çok özlüyorum." Başını anladığını belirtircesine sallarken acaba yıllar sonra kendisinin de mi böyle masa başı işlerde çalışacağını düşündü. O tür işler ona göre değildi. Mutlaka bir şeyler yapmalıydı. Belki böyle çok kayıp vermişti; ama bunu değiştiremezdi. Böyle yaşamayı seviyordu. Kazandıklarının daha fazla olduğunu düşünüyordu. Hayatının anlamını kavrayamaya çalışıyor, hep peşinde koşuyordu anlamların. Bir cevap bulabilmek amacıyla hep arayışların içine giriyordu. Peki ne bulmuştu?


Hayatının dokuz yılını dünyanın farklı köşelerinde geçirdi. Çok şey gördü, bazıları bir insanın dayanamayacağı kadar da ağırdı. Oralarda ne bulmuştu peki? Ne öğrenmişti? Bildiği tek şey, merakı onu oralara götürmüştü. Her zaman merak etmişti, hayal etmişti, arzulamıştı. Farklı yerler görmeyi, dağlara tırmanmayı, okyanusları aşmayı istemişti. İstediklerinin büyük kısmını bu yaşına gelmiş genç biri olarak gururla söylebilirdi ki yapmıştı. Peki arayışları sonunda ne bulmuştu? Buna cevap veremiyordu. Belki de hala araması gereken bir şeyler vardı. Bunu hayatının sonuna dek devam etmesi gereken bir şey olarak görüyordu ve bu işi yapacaktı da.

Bakışlarını karşısındaki seherbaza diktiğinde düşüncelere dalmış olduğunu gördü. Onu daldığı derinliklerden almaya hiç de hevesli görünmüyordu. Viski bardağını doldururken kafasının yavaş yavaş bulanmaya başladığını fark etti. Bu hissi seviyordu. O zaman çok daha rahat olabiliyordu. Fakat şuana kadar hiç kontrolünü kaybetmemişti ve bugün de öyle olacağını umuyordu. Bardağından bir yudum alırken dudağına değen alkolün keyfini çıkardı. Dilinde hissettiği lezzet patlaması kendisini gülümsetirken boğazı yakıcı ve sıcak sıvıyı midesine gönderdi. Midesinde artan tatlı sıcaklıkla birlikte iyice mayıştığını hisseden Foren kendisini yanan bir şöminenin yanında battaniyeye sarılmış gibi hissediyordu. Şimdi mümkün olsa burada uyuyabilirdi. Aslında kendisini uykunun tatlı egemenliğine bırakmak istiyordu. Sıcacık bir yerde kıvrılıp uyumak hoş bir şey olabilirdi bu yaz gecesi sıcağında bile. Bu fikir kimilerine saçmalık olarak gelebilirdi; ama hiçbir şey umurunda değildi şuan.

"Foren, sana bir şey sorucam. Hayatını her zaman planlı, programlımıdır? Yani her şeyi önceden düşünür ve öylemi karar verirsin? Yoksa akışınamı bırakırsın?" Tüm uyuşukluğu bu soruyla beraber gidip yerini sadece dikkat aldı. Plan ve programlı yaşayan biriydi; fakat hiçbir zaman hayatının her anını programlamamıştı. Zaten öyle biri olsaydı okuldan mezun olduktan sonra dünyayı gezmezdi. Bir anda aklına esen bir karardı. Merakı kendisini kamçılamış o da yollara düşmüştü. Bu arada kendisine uzatılan sigarayı güler yüzle reddetti. “ Ben kullanmıyorum teşekkür ederim. “

Tekrar soruya odaklandığında onun için aslında pek düşünecek bir şey yoktu. “ Eğer hey şeyim programlı olsaydı 9 yıl dünyayı dolaşmazdım. “ Hayatı anlandırmakla ilgili bir soruydu bu. Tam bir cevabı yoktu ki. Kendisine göre hayat fazla ciddiye alınmayacak kadar şakacı biriydi. Kendi tanımlaması buydu. Okulu bitirdikten sonra önüne açılan fırsatları düşününce hala yüzüne bir gülümseme yerleşiyordu. “ Okulu bitirdikten sonra aklımda bir dünya gezisi yoktu. Babam ki ondan nefret ederim. Sürekli değersizmişim gibi davranırdı bana ve hiç çaba sarf etmediğimden söz ederdi. “ Babasını hatırlayınca yüzü asılmıştı. Ondan nefret ederdi. Aralarında hiçbir zaman iyi bir bağ oluşamamıştı ve gerçek bir babanın şimdi nasıl olacağını düşünürken buluyordu kendini. Zaten o yolculuğunun 4. Yılında ölmüştü. Bunun için tuhaf bir şekilde bir şey hissetmemişti. Sadece içindeki acı iyi bir babasının olmadığını ve asla sahip olamayacağını söylüyordu. Kendisinin de bir manevi kızı vardı ve iyi bir ebeveyn olup olmadığını merak ediyordu.

“ Yollara düşmem de planların hiçbir değeri yoktu. Belki babama gerçek değerimi göstermek belki de hayatı anlamlandırma çabası içinde girdim bu yola. 9 yıl boyunca hiç plan yapmadım. Aklıma neresi eserse oraya gittim. “ Gittiği yerler taker gözlerinin önüne geldi. İspanya, Romanya, İran, Mısır, Norveç ve daha fazlası hatıralarında taker taker canlandı. “ Çok şey gördüm ve kısadan hisse çıkardığım şu oldu: Hayat uzun soluklu plan yapılmayacak kadar dalgacı bir herife benzer. “ Söylediklerinde kesik kesik gülmeye başladı. İçki artık onu iyice keyiflendirmişti. Bir süre öyle güldü.

“ Hayatı bazen akışına bırakmak iyidir. Kendin için ne iyiyse onu yap ve gerisin boşver Johnny. Bazen oluruna bırakmak en iyisidir. Bu hayatta kontrol edemeyeceğimiz şeyler var. “ Sıcak bir şekilde gülümsedi meslektaşına. Viski kadehini karşısındakiyle tokuşturduktan sonra bir dikişte bitirdi. Kısa bir süre kendisinden yaşlı büyücüye bakan Foren viski şişesini büyücüye uzattı. Şuanda içmek en iyi ilaçtı ona göre. İçip dertlerinden, keşkelerinden arınmak istiyordu. Bir çeşit arınma terapisi görmek istiyordu bu gece.

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johnny Quentin

avatar

Gerçek Adı : Batuhan
Yaş : 21
Kayıt tarihi : 28/10/10
Mesaj Sayısı : 22
Mücadele Tarafı : Tarafsız
Belirgin Özellikleri : Vurdun Duymazlığı
RP Sevgilisi : -

MesajKonu: Geri: Tesadüf   Paz 31 Ekim 2010, 03:14

“ Ben kullanmıyorum teşekkür ederim. “ sigara kullanmıyormu? Bu çocuk hayatın zevkini çıkarmıyor. Belkide hayatı anlama tarzlarımız farklıdır. O bir göreve çıkıp arkadaşlarını kaybetmeyi üzücü buluyordur ama ben bir onur olarak görüyorum. Eminimki hiçbir seherbaz masa başında iş yaparak vakit geçirmek istemez. Her zaman bir görevde olup bir şeyler yaşamak isterler. Bakanlıkta çalıştığım onca yıl şunu anladım seherbazlar bu meseleği öleceklerini bilerek kabul etmiş kişilerdir. Zaten bunu kabul etmemişse bir görevi tamamlaması neredeyse imkansızdır. Bunları düşüşünürken yüzümün şekilden şekile girdiğini biliyordum ama bunu engelliyemiyordum. Yüzüm hiçbir zaman söz dinlemez. Aslında şimdi düşündemde çoğu organım beynime uymaz. Beynim susmamı söylesede ağzım hiçbir zaman susmaz, beynim bir şeyleri karıştırmamı söyler ama ellerim tam tersini yapıp orada bulunan her şeyi karıştırır. Kendimde bu yönü seviyordum. Aklıyla hareket eden insanlar çok katı görünürler. Hiçbir zaman duygularını belli edemez. Ama bu demek değildirki ben hiç aklımla hareket etmedim tabi ki ettim ama çoğunlukla ve neden bilmiyorum kalbimi dinledim. Her zaman bunun iyi bir şey olduğunu söylerler ama şimdi durduğum yere bak. Üç Süpürgede sigaranın ve içkilerin arasında tesadüfen karşılaştığım bir meslektaş ile karşılıklı içki içip sohbet ediyorum. Gerçekten değişmelimiydim? Hayatımın bu zamanına kadar değişmeyi hiç düşünmemiştim. Şimdi düşünüyorum ama bir şey daha düşünüyorum ki oda asla değişemiyeceğimdir. İşte çelişki budur. İnsanlar değişmez. hayatımda emin olarak söylediğim çok az şeyden biri. Bir kaç davranışının değişmesi insanı değiştirmez. Sadece bir yönünü değiştirir. Komple değişmek... İşte bunu yapabilen bir insan tabiri caizse nirvanaya ulaşmıştır.

“ Eğer hey şeyim programlı olsaydı 9 yıl dünyayı dolaşmazdım. “ doğru bir yere değinmişti. Ayrıca benim tahmin ettiğim gibi 6 değil 9 yıl gezmiş. Ama yinede yaklaşmışım. Dünyayı dolaşmak. Asla düşünmediğim şeyler arasında geliyordu. Kesinlikle bu çocukla bir daha konuşmamalıydım. Bana ne kadar az şey düşündüğümü hatırlatıyor. “ Okulu bitirdikten sonra aklımda bir dünya gezisi yoktu. Babam ki ondan nefret ederim. Sürekli değersizmişim gibi davranırdı bana ve hiç çaba sarf etmediğimden söz ederdi. “ en azından bir babaya sahipti. Hayatım boyunca sahip olamadığım bir şey. Ne azarını işitebilidğim nede başarımı kutlayan bir baba. Sadece yanımda annem ve amcam vardı. Benim için çok çabalasalarda bu yaşıma kadar bir yanım hep eksikti. Bir oğul ile bir babanın arasındaki ilişki banbaşkadır. Baba ne kadar azarlasada, oğul ne kadar nefret ediyorum desede aralarında istem dışı bir çekim vardır. Bunu biliyordum çünkü babam ölü olmasına rağmen onu yanımda hissediyordum. Kkeşke yaşasaydı. Çok iyi bir baba olmasına gerek yoktu. Tatillerde beni bir yerlere götürecek, mezuniyetinde benim yanımda olucak bir babam olsaydı. Ama geçmişi değiştiremezdik, bu yüzden asla geçmişte yaşamam.

“ Yollara düşmem de planların hiçbir değeri yoktu. Belki babama gerçek değerimi göstermek belki de hayatı anlamlandırma çabası içinde girdim bu yola. 9 yıl boyunca hiç plan yapmadım. Aklıma neresi eserse oraya gittim. “ belki 9 yıl olmasada bu yaz tatilinde bir iki hafta tatil alıp aynı şeyi yapabilirdi. O an nereyi istersem oraya gitmek. İki hafta boyunca özgür olmak ama gerçekten özgür olamak. bana iyi gelicek şey buydu belki. Bu iki haftalık küçük tatil bütün hayatımı değiştirebilecek bir şey olabilirdi. Ve bu iki haftalık tatilden sonra kesinlikle bir göreve çıkmalıydım. Uzun zaman olmuştu bir göreve çıkmayalı. “ Çok şey gördüm ve kısadan hisse çıkardığım şu oldu: Hayat uzun soluklu plan yapılmayacak kadar dalgacı bir herife benzer. “ Foren şimdi sarhoş oluyordu. Bu zamanı çok iyi biliyordum. Çoğu günden sonra kendimi evde bu halde buluyorum çünkü.Kendi kendine ilk önce yavaş gülmeler. Sonra her söze hatta insanı oradan kaçırtacak espirilere bile kahkahalar ile gülmek. Bunlar bir sarhoşun yapıcağı bir şeydi. Sarhoşluk... Herkes sarhoş birisine sanki cinayet işlemiş bir adam gözüyle bakar ama sarhoş olmak sakladığın tüm yalanlardan arınmaktır. Sarhoşken yalan söyleyemezsin. O an söylediğimiz her şey aslında kalbimizden geliyordur, beynimizden değil. İşte bu yüzden insanlar sarhoş olmaktan kaçar. Gerçek yüzleri meydana çıkmasın diye. Saklandıkları o yalan maskesinin arkasında gerçekten korkunç şeyler yatar. Ama ne kadar korkunç olurlarsa olsunlar insanlar yalan maskesini yüzlerine taktıkları o anda birer doğruluk abidesine dönerler. Herkesin imrenerek baktığı birer beyefendi yada hanımefendiye dönerler. Hayat çok garip bir şeydir. Onu tanımlamak çok zordur. Bazı anlar onu tanımladığımı sanar ve mutlu olurum ama ertesi gün bir şey yaşar ve hayatın tamamen farklı bir yüzünü görürüm.

“ Hayatı bazen akışına bırakmak iyidir. Kendin için ne iyiyse onu yap ve gerisin boşver Johnny. Bazen oluruna bırakmak en iyisidir. Bu hayatta kontrol edemeyeceğimiz şeyler var. “ işte şimdi kendimi Foren'dan genç hissettim. Sanki yaşlı olan ben değilde Foren'mış gibi.
Ama yapacağım şey tam olarak buydu: Akışına bırakmak. Benim için yepyeni bir deneyim olucaktı. Eğlence ve aksiyon dolu yepyeni bir deneyim. Kim bilir belki dağlara tırmanır yada en derin okyanuslara dalarım. Foren bir süre bana baktı. Bundan emin değildim çünkü o an tam arkada oturan kıza bakmakla meşguldüm ama daha sonra fark ettimki kızda başka birine bakmalka meşgulmüş. Bu arada önüme viskiyi ittiğini gördüm. Hemen kendi bardağıma doldurdum ve bardağımı havaya kaldırıp biraz yüksek sesle bağırdım "Şerefe" sonra tüm bardağı kafama diktim ve irkildim. İşte sarhoşluk denilen yola böyle giriliyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Tesadüf   Salı 16 Kas. 2010, 23:56

Rp Bitmiştir!

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Tesadüf
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fiendfyre :: Çeşitli Bölgeler :: Hogsmeade :: Üç Süpürge-
Buraya geçin: