AnasayfaSSSKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Bakanlık Alımları

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Marcus Leonard Clayton

avatar

Gerçek Adı : Quaresma.
Kayıt tarihi : 29/10/09
Mesaj Sayısı : 193

MesajKonu: Bakanlık Alımları   Çarş. 06 Ekim 2010, 16:10

Büyü dünyasının en büyük parçalarından olan Bakanlık, sizin için uygun bir meslek olsa gerek. Sizde böyle düşünüyorsanız yapmanız gereken, aşağıdaki formu doldurmak. Bakanlıkta hangi mevkîlerin boş, hangilerinin dolu olduğunu görmek ve bölümler hakkında bilgi edinebilmek için Bakanlık kadrosuna bakmayı unutmayın.

Kod:
[size=11][b]Karakterin Tam Adı:[/b]
[b]Neden Bakanlık?:[/b]
[b]İstediği Görev:[/b]
[b]Günlük Aktiflik Süresi:[/b]
[b]Örnek Rol Oyunu:[/b][/size]
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
James Lyer Vigoureux
Baş Seherbaz
Baş Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Necdet
Kayıt tarihi : 05/10/10
Mesaj Sayısı : 143
Mücadele Tarafı : Aydınlık...
Belirgin Özellikleri : Cesur, Akıllı, Centilmen
RP Sevgilisi : Freya Artemis Vigoureux

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Salı 12 Ekim 2010, 21:12

Karakterin Tam Adı: James Lyer vigoureux
Neden Bakanlık?: Görev ve Yetkileri Tüm sihir halkını etkiliyor bunun yüzünden bakanlıktaki görev ve yetkilerin büyücüler üzerindeki etkisinde bende kalıyorum ve bu etkinin sahiplerinden biri olmak istiyorum.
Ayrıca Kurgu yazmayı seven birisiyim Birçok kurgu ile bakanlığı ayakta tutabileceğimi düşünüyorum aktiflik bakımından...
İstediği Görev: Sihir Bakanı ve ya Baş Seherbaz

Günlük Aktiflik Süresi: Oldukça Sık.

Örnek Rol Oyunu:


Spoiler:
 


Spoiler:
 


Spoiler:
 

Oyunlar Ayrı Kurgulara Aittir ve başka bir siteden alıntıdır, bana aittir...

_________________





Spoiler:
 


En son James Lyer vigoureux tarafından Salı 12 Ekim 2010, 21:54 tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Freya Artemis Vigoureux
Büyüceşûra Baş Hâkimi
Büyüceşûra Baş Hâkimi
avatar

Kayıt tarihi : 05/10/10
Mesaj Sayısı : 56
Mücadele Tarafı : Ailesi
Belirgin Özellikleri : Güvenilir, sadık.
RP Sevgilisi : James Lyer Vigoureux

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Salı 12 Ekim 2010, 21:36

Karakterin Tam Adı: Freya Artemis Vigoureux
Neden Bakanlık?: Hem karakter açısından uygun hem de yapılabilecek en güzel meslek.Yeterince aktif ve kurgusal açıdan oldukça başarılıdır.Sihir bakanlığı bütün büyücülere hitap ettiği için de oldukça seçici bir meslek grubudur.
İstediği Görev: Büyüceşura Baş Hakimi//Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Başkanlığı(Bunlardan hangisi uygunsa.)
Günlük Aktiflik Süresi: Yeterince.
Örnek Rol Oyunu:

Spoiler:
 
Spoiler:
 

_________________
Nişanlıma çok teşekkür ederim.Necdet'im...(:

Spoiler:
 





En son Freya Artemis Vigoureux tarafından Paz 17 Ekim 2010, 22:18 tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marcus Leonard Clayton

avatar

Gerçek Adı : Quaresma.
Kayıt tarihi : 29/10/09
Mesaj Sayısı : 193

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Perş. 14 Ekim 2010, 21:14

Onaylanmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Foren Alator
Seherbaz
Seherbaz
avatar

Gerçek Adı : Yargı Bilgiç
Yaş : 27
Kayıt tarihi : 09/09/10
Mesaj Sayısı : 504
Mücadele Tarafı : aydınlık
Belirgin Özellikleri : Merak, arkadaşlarına bağlılık, maceraperest
RP Sevgilisi : Galadrıel Lûthien

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Cuma 15 Ekim 2010, 22:18

Karakterin Tam Adı: Foren Alator
Neden Bakanlık?: Karakter için epey uygun
İstediği Görev: Seherbaz
Günlük Aktiflik Süresi: Değişiklik gösterir
Örnek Rol Oyunu:


Ne bir görüntü, ses, koku, his, tat… hiçbir şey yok. Yaşamın tüm anlamları anlamını yitirmiş durumda ölümün soğuk kollarındayken. Yer bile tarif edilemez, belirtilemez, bilinemez. Çünkü hiçliğin ortasında hiçbir yerdedir. Aslında hiçbir yer kavramıyla da bir yer belirtmiş olmuyor muyuz? Bilinemez… Hiçliğin denizinde ilerlemektedir genç yaşta düşen büyücü. Elinde kalan sadece düşünceleridir. Oysa o da bir işe yaramamaktadır bu engin, korkutucu ve sır dolu denizde. Her şey geride bırakılmış, rotası belli olmayan yerlere doğru süzülmektedir karanlığın ortasında hiçlik tüm varlığını kavramışken.

Zaman bile durmuştu, yoktu, sanki hiç var olmamıştı. Hiçliğin kalbinde filizlenmiş sonsuzluk uzanıp gitmekteydi önü alınamazca. Bilinemeyen diyarlarda geçirilen her bir an sonsuzluğun içindeki kısacık bir döngüye, dünya üzerindeki ömürlere bedeldi. Sonsuzluk alay edercesine yayılmaktayken hiçliğin ortasında, artık var olmayan genç büyücü kontrolsüz bir yaprak misali peşindeydi o hiçliğin. Başlangıçların son bulduğu yerden sonların başladığı yere sürüklenmekteydi bilinçsizce.

Zamanında damarlarında hayatı taşımış olan kan kurumakta, kalbi çürümekte, beyni küflenmekteydi. Kemikleri toza dönüşüyor, organları iflas ediyor, teni soğuyordu. Gözündeki ışık solmaktayken bu işe yaramaz kabuklaşmış ve tüm işlevini yitirmiş bedenden çıkmaya çalışan ruh, kalıplarından kurtulmaya çabalıyordu. Artık geride bırakılanlar, onu bekleyenler boyut değiştirmekte olan ruh için hiçbir şey ifade etmiyordu. Sadece tamamlanması gereken bir yol ve hesabı verilmesi gereken bir hayat vardı önünde. Bedenden ayrılan hiçliğin açılan kapılarından geçip herşeyin özünü görmeye başladığında azametle gökyüzüne yükselmekteydi. Onu çevrelemiş olan enerji kendisini yeni evine çağırıyordu. Algılamaya başladığı sesler cennetteymişçesine içini rahatlatırken aynı zamanda cehennem yolundaymışçasına azap veriyordu. Görmeye başladığı bir şey gerçeğin kendisiydi; fakat daha ne olduğunu bilmiyordu. Çok yakında bilecekti bunu hissediyordu. Ruhun derinliklerinde hissettiği dalgalanmalar kendisini çağıranın tehlikeli bir şey olduğunu belli etse de bir cevap veremiyordu. O şuan hiçliğin kapısından geçmiş ve yeni bir diyara gitmekte olan köleden başka bir şey değildi.

Hayatı hesap sorarcasına gözler önüne serildiğinde mahşer günü azabını çeker gibi ruhu acıyla kıvranmaya başladı. Mutlulukları, üzüntüleri, pişmanlıkları, keşkeleri bir olup özüne nüfus ederken hayatı kendisine gösterilmekteydi. Sanki ne kadar sefil olduğunu göstermek istercesine kendisine gösterilen kareler aslında salt kederin aynası gibiydi. Cehennemi daha şimdiden yaşıyordu. Babasıyla yaptığı kavgalar… Bir izleyiciydi şimdi. Kendisine savrulan hakaretleri defalarca izliyordu. Normalde önemini yitirmesi gerekirdi bunların. Ne olduğunu anlamıyordu. Huzura ermesi gerekiyordu. Kendisine azap verecek şeyleri görmesi gerekmiyordu. Sessiz çığlıkları her ne kadar bunu dillendirmeye çalışsa da yetmiyordu zamanın acımasızlığıyla saklanmış anıları dağıtmaya. İçini dağlayan sözler yaralarını deşiyordu şimdi. Babasına olan öfkesi ruhunu sarmalarken çektiği azap dayanılmazdı. Yaptığı kavgalar… Onlar da şimdi önemini yitirmişti. Fakat zamanın içinden süzülüp ruhunu mengene gibi sıkmaya başladılar. Kırdığı kalpler, yıktığı hayatlar… Her ne kadar bilinçsizce yapılmış eylemler gibi görünse de zehirlerini akıtıyorlardı şimdi benliğe. Bu kadar acı dayanılmazdı. Fakat artık kavramlar değişmişti. Hey şey dayanılabilirdi. Şu ana kadar hissetmediği acılar tecrübeyle bunu ona gösteriyordu. Julia…en acısı buydu. Aynı zamanda en iç rahatlatıcı olanı. Belki de ona gidiyordu. Ölümünü defalarca izlerken, kendisinin acı ve intikam dolu attığı çığlıkları binlerce kez yükseltilmiş olarak duyarken acı bir kez daha dayanılmaz noktaya ulaştı. Bu acının içinde tek bir damla su geldi ruhunu soğutmaya çalışırcasına. Azap içinde o damlaya tutunurken tek bir yüz kendisine hala umudun var olduğunu hatırlattı. Kendisine iyimserlikle bakan Julia…Kısa süreliğine de olsa acısı dinmişti. Ona gidiyordu, yıllar önce kaybettiğinin yanına. Ne kadar acı çekeceği önemli değildi. Sonuçta birlikte olmak istediği kişinin yanında olacaktı.

Görüntü tekrar değişti. Benliğini sarmalamaya başlayan acı daha şiddetlisinin geleceğini haber veriyordu. Daha ne kadarına dayanabilirdi bilmiyordu. Ne kadar süreceğiyse belirsizdi. Ruhu oysa gökyüzüne yükselmeye bile yeni başlamıştı. Şimdiden bunları hissetmek acımasızlıktı. Hayatında o kadar kötü ne yapmıştı ki bu kadar acı çekiyordu? Ne kadar yakarsa da yersizdi. Onu duyan yoktu. İran Dağları… orada deneyerek öğrendiği her şey birden kendisini sarmalamaya başladı. Karabasan büyüsünün üzerine çöken etkisi sanki bin kat artırılmıştı. Büyünün özünü yaşıyor gibiydi. Tüm acılar birleşmiş yüreğine nüfus edercesine kemiriyordu kendisini. Acı tekrar dayanılmaz noktaya ulaştığında durdu. O an her şey durdu. Dalga ruhundan çekilirken tsunami gibi gelen başka bir dalga ruhunu boğdu. Mısır…Romanya…İran…İspanya acı çektiği tüm yerler… her şey… bir yumak haline gelip üstüne çöktü. Çığlığı sonsuzluğun içinde dağılırken tekrar her şey bir anda duruldu. Yeni bir dalga beklerken farklı bir enerji hissetti. Diğerine denk, güçlü, mağrur… ne olduğunu anlamayamadığı bu enerji etrafını sararken iki gücün çarpışmasına tanık oldu. İki haşmetli güç ve kırılgan bir ruh aynı savaşa sürüklendi. Gökyüzüne yükselişi durmuştu ve sonsuzluğa ait olmayan sözler doldurmuştu dört bir yanı. Yavaş yavaş bedene geri dönüyordu. Ruhu belirli kalıplara sokulmaya çalışırken çektiği acılar geçmişini görürken çektiklerinden de beterdi. Ruhu kavruluyordu, zorlanıyordu. Her şeyin durulduğu anda bir top ışık çaktı. Gözlerinin önüne yerleşen anlık görüntü hayatın tekrar bedenine girdiğinin habercisi olmuştu. Kalbi, boşalmış damarlarına kanı göndermeye, tüm damarları yaşamın nefesiyle dolmaya başlamıştı. Tüm fonksiyonları eski haline gelirken yaşadığı rahatlama paha biçilmezdi.

Şimdi hayata yeniden dönmüştü. Acıları katlanılırdı, fakat hiçbiri geçmemişti. Gözleri perdelemiş karanlığı delmeye çabalasa da henüz o kadar gücü yoktu. Dinlenmesi ve gücünü toplaması gerekiyordu. Vücudunu kaplamış olan yüksek ateş ona yeni yeni görüntüler iletmeye başlamıştı. Bir kısmı gerçek, bir kısmı değil. Şimdilik onun önemi yoktu. Şuan önemli olan gerçek ya da yalan görüntülerin ona ne hissettirdiğiydi…Acı! Romanya’ya geri dönmüştü sanki. Julia ile tanışmaları, birlikte geçirdikleri zamanlar, içine işleyen bakışlar, gülüşmeleri ,şakalaşmaları o zamanlar yaşadığı her şey belli belirsiz görüntülerle birlikte bir yumak oluşturmuş zayıf zihnini acıtıyordu. Onu kaybedişi, vampirlerin saldırısı, vahşetle çarpılmış yüzler, yıkılmış bedenler, kaybedilmiş yakınlar, harebeye çevrilmiş köy ve Julia’nın cesedi…Tüm bunlar hatıralarının mezarlarından fırlamış teker teker gözlerinin önünden geçiyordu. Defalarca belki de binlerce kez kabusunda onu kurtarmayı deniyor ve aldığı yanıtsa kötülükle yoğrulmuş bir şeytanın kahkahasından başka bir şey olmuyordu. Anıları kendisiyle kedinin fareyle oynadığı gibi oynuyordu. Her şeyi durdurmaya çalışsa da güçsüz düşmüştü, birşey yapamazdı. Sadece izlemekle ve acı çekmekle yetinecekti.

Tüm görüntüler biranda bulanıklaşmaya başladı. Her şey silindi gözlerinin önünde. Ne olduğunu anlamaya çalışırken zihni, bilinci yavaş yavaş açılmaya başladı. Önce gözlerini araladı tekrar doğduğu dünyaya. Flu şeklini almış görüntüler midesini bulandırınca gözlerini birkaç kez kırpıştırdı. Görüntü netleştiğinde bir tavana bakıyordu. Bakışlarını hareket ettiremeyecek kadar yorgun ve bitkin hissediyordu kendisini. Zihni bile durmuştu sanki. Hiçbir düşünce taşımıyordu. Etrafını kaplamış olan hafif aydınlık ona yaşadığını söylese de o bunun bile bilincine varamıyordu. Yanıbaşında oturan birinden gelen ses tüm zihnini bir makineymişçesine çalıştırdı. Bakışlarını masum sesin sahibine yöneltti. Kaşlarını çatıp karşısındaki yüzü inceledi. Kuzgun karası saçlar, derin bakan mavi gözler, biçimli yüz hatları… Acaba cennete mi düşmüştü? Yanıbaşındaki de bir melek miydi kendisiyle ilgilenmek için gönderilmiş. Zihni bu bulanık düşünceleri hemen savuşturup vücudunda çektiği acıları hatırlattı ona. Bu kadar acıyı bir ölü hissedemeyeceğine göre yaşadığını düşünürken küçük bir inleme koydu ortalığa. Gözlerini kısa süreliğine kapadığında kesik kesik görüntüler gözlerinin önüne geldi. Mısır…piramitler…yedi kara büyücü, büyüler ve daha fazlası. Heyecanla doğrulduğunda nefes nefese konuşmaya başladı. “ Yedi kara büyücü… savaş…sınav…mısır… “ gibi alakalı alakasız sözcükler ağzından yuvarlandı.

Hemen ardından bir öksürük nöbeti gelip kendisini buldu. Yana devrilip öksürüklere boğulurken başında hissettiği ağrı şiddetli zonklamalarla yanıt veriyordu. Her bir öksürük yeni doğan bir bebeğin aldığı ilk nefesmişçesine kendisine acı veriyordu. Boğazı çıkarasına bir süre öksürdükten sonra duruldu. Vücudunda hissettiği yanma yüksek ateşi olduğunu söylüyordu. Sanki kızgın güneşin altında kumlara yatırılmış gibi hissediyordu. Bu kadar acıdan sonra uyuşması gerektiğini düşündü. Demek ki daha o kadar acı çekmemişti. O an yaşadığının gerçek anlamda farkına vardı. Tekrar sırt üstü uzandı ve derin bir nefesl aldı. Aldığı nefesi ciğerlerinde tutmak istercesine bekledikten sonra saldı. Nasıl kurtulmuştu peki ve bu yanı başındaki kadın kimdi? Yavaş yavaş zihni kendini toparlıyordu ve sorması gereken soruları kendisine sıralıyordu. Üstelik Mısır’da olduğunu biliyordu; ama sanki farklı bir yerdeydi. Yorgun bakışlarını yanı başındaki kadına dikti tekrar. Yüzde gördüğü masumiyetin izleri kendisini etkiledi. “ Kimsin sen? “

En çok merak ettiği konu bir çırpıda ağzından fırlamıştı. Kadına merakla bakarken güzelliğinden etkilenmemek imkansızdı. Bu fikirleri hemen kafasından attı. Şuanda kafasını kurcalayan sorunlara odaklanmalıydı. Yanıbaşındakinin güzelliğiyle sonra ilgilenebilirdi. Ayrıca nasıl kurtulmuştu? En son hatırladığı şey yeşil bir akrebin kendisini soktuğuydu. Hemen ardından gelen büyü ise tılsımın kalkanını delip göğsünde bir yara açmıştı. Üstelik kendinden geçtiği sırada belli belirsiz gördüğü şeylerse kafa karıştırıcıydı. Gerçi onları hayale bağlayabilirdi. Peki ya akrep ve o karabüyücüden nasıl kurtulmuştu. O an göğsünde hissettiği bir acıyla eli bakışlarıyla birlikte göğsüne gitti. Orada iyileşmiş ve geriye ufak bir izi kalmış yarayı ve artık tılsımının olmadığını gördü. Merakla bakarken topuğunda hissetmekte olduğu başka bir acı dikkatini dağıttı. Akrebin bıraktığı hatıra da orada olmalıydı. Fakat şuan oraya bakamayacak kadar yorgun hissediyordu. Tekrar bakışları yanındakine çevrildi. “ Bana ne oldu? “

_________________
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Cuma 15 Ekim 2010, 22:25

Onaylandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Baptiste Charriére

avatar

Gerçek Adı : Çağkan
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 06/10/09
Mesaj Sayısı : 21
Mücadele Tarafı : Aydınlık
Belirgin Özellikleri : Cesareti, Sağduyusu
RP Sevgilisi : Aranıyor

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 17 Ekim 2010, 16:20

Karakterin Tam Adı: Gavroche Pontmercy
Neden Bakanlık?: Karakterime uygun ve sihir dünyasına yöneten bir kurumda olmak isterim
İstediği Görev: Seherbaz
Günlük Aktiflik Süresi: Minimum 3 saat
Örnek Rol Oyunu:


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marcus Leonard Clayton

avatar

Gerçek Adı : Quaresma.
Kayıt tarihi : 29/10/09
Mesaj Sayısı : 193

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 17 Ekim 2010, 16:25

Onaylanmıştır.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Katharina Petra Heather

avatar

Kayıt tarihi : 23/10/10
Mesaj Sayısı : 54
Mücadele Tarafı : -

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   C.tesi 23 Ekim 2010, 22:57

Karakterin Tam Adı: Katharine Petra Heather
Neden Bakanlık?: Hırslı birisi çünkü.Profesör olup öğrencilerle uğraşamayacak kadar hırslı ve sabırsız, sıradan bir cadı olamayacak kadar donanımlı.
İstediği Görev: Sihir Bakanı Asistanı/Yardımcısı:
Günlük Aktiflik Süresi: Min. 2 saat
Örnek Rol Oyunu:


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dominique Lûthien
Slytherin IV. Sınıf
Slytherin IV. Sınıf
avatar

Kayıt tarihi : 19/08/10
Mesaj Sayısı : 346
Mücadele Tarafı : W.T.C.
RP Sevgilisi : Peace.

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   C.tesi 23 Ekim 2010, 23:09

Aramıza hoş geldiniz Katharine, keyifli rp'ler. Rütbeniz verildi.^^

_________________

W.T.C.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Serafina P. O'Malley

avatar

Gerçek Adı : Ezgi.
Kayıt tarihi : 24/10/10
Mesaj Sayısı : 43
Mücadele Tarafı : tarafsız
RP Sevgilisi : Yok. Olmasın.

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 24 Ekim 2010, 15:20

Karakterin Tam Adı:Serafina P. O'Malley
Neden Bakanlık?:Kurgu için gerekli ve yetişkin olarak sadece Bakanlıkta bulunmak isterim.
İstediği Görev:Seherbaz.
Günlük Aktiflik Süresi: Yeterince. 2 saat kadar. Belki daha fazla.
Örnek Rol Oyunu: Tık! Tık!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Dominique Lûthien
Slytherin IV. Sınıf
Slytherin IV. Sınıf
avatar

Kayıt tarihi : 19/08/10
Mesaj Sayısı : 346
Mücadele Tarafı : W.T.C.
RP Sevgilisi : Peace.

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 24 Ekim 2010, 15:23

Serafina P. O'Malley demiş ki:
Karakterin Tam Adı:Serafina P. O'Malley
Neden Bakanlık?:Kurgu için gerekli ve yetişkin olarak sadece Bakanlıkta bulunmak isterim.
İstediği Görev:Seherbaz.
Günlük Aktiflik Süresi: Yeterince. 2 saat kadar. Belki daha fazla.
Örnek Rol Oyunu: Tık! Tık!

Bakanlık işlerinde kolay gelsin Serafina. (:
Rütbeniz verildi.^^

_________________

W.T.C.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Johnny Quentin

avatar

Gerçek Adı : Batuhan
Yaş : 22
Kayıt tarihi : 28/10/10
Mesaj Sayısı : 22
Mücadele Tarafı : Tarafsız
Belirgin Özellikleri : Vurdun Duymazlığı
RP Sevgilisi : -

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Perş. 28 Ekim 2010, 16:40

Karakterin Tam Adı: Johnny Quentin
Neden Bakanlık?: En iyi meslek bence bu yüzden bakanlıkta çalışmak istiyorum.
İstediği Görev: Seherbaz
Günlük Aktiflik Süresi: 4-5 Saat
Örnek Rol Oyunu:

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Perş. 28 Ekim 2010, 17:03

Onaylandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Carrie Edith

avatar

Gerçek Adı : Pelin..
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 28/10/10
Mesaj Sayısı : 3
Mücadele Tarafı : ayndınlık
Belirgin Özellikleri : meraklı..geveze.. cesur..hareketlii ve asi..

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Perş. 28 Ekim 2010, 21:00

Karakterin;
Tam Adı:
Carrie Edith
Neden Bakanlık: Karaktere uygun
İstediği Alan:Seherbaz
Günlük aktiflik süresi:Yeterince
Örnek Rp:
10 yaşında birinin hayatını değiştiren ne olabilir? Okula başlamak, anne babasıyla ilgili bir gelişme pekala bunlardan biri olabilir. Fakat Carrie Edith için daha farklı bir durum vardı. Bir yaz sabahı uykusundan kalkarken hayatının tamamiyle değişeceğinden habersizdi. Gerçi bir safkan olması nedeniyle okula kabul edileceği günü iple çekiyordu. Yine de böyle bir gelişme tüm hayatınızın dönüm noktasıdır. Her şeyi bir anda değiştirir.

Carrie yatağından kalkıp mutlulukla gerindikten sonra masmavi gökyüzüne hayran hayran baktı. Göğün pürüzsüz tertemiz olması her zaman hoşuna giderdi. Keyifli bir şekilde banyoya giderken kendi kendine bir şarkı mırıldanıyordu. Elbette bu her zaman kendi kafasından uydurduğu kelimeler olurdu ve annesi de çoğu zaman buna kızardı. Fakat o hiçbir şeyi takmazdı. Doğal davranmayı seviyordu. Niye kendini kontrol edip kişiliğini törpüleyecekti ki?

Banyoda yüzüne çarpan suyu tüm hücrelerinde duyumsamaya çalışırken suyun serinliğinin tadını çıkardı. Bu işlemi bir kaç defa tekrarladıktan sonra diğer temizliklerini halledip mutfağa geçti. Annesini mutfak masasında gelecek postasını okurken görünce mutlulukla cıvıldadı. “ Günaydın anne. Nasılsın, bugün? “ Annesi kızına bakıp içtenlikle gülümsedikten sonra oturmasını işaret etti.

Küçük cadı keyifle kahvaltısını yaparken gene kendi uydurduğu şarkılara başlarken annesine kaçamak bir bakış fırlattı. Annesi kaşlarını çatmasına rağmen kızına bu kez müdahele etmedi. Az önce gelmiş olan mektubu verip onu sevinçten havalara uçurmadan önce kızının sevimli tavırlarını izlemek istiyordu.

“ Mektubun gelmesi gerekmez miydi artık? “ Carrie meraklı ve şirin bakışlarını annesine diktiğinde annesi kaçamak bir cevap verdi. Henüz değil. “ Küçük cadı elindeki tereyağlı ekmeği ısırırken yüzü asılmıştı. Artık mektubun gelmiş olması gerektiğini düşünüyordu. Yoksa Hogwarts kendisini almak istemiyor muydu? Oysa tüm ailesi orada okumuştu ve kendisi de hakkında onca şey anlatılan yeri görmek istiyordu. Çok mu şey istiyordu? Hayır, kendisince en çok istediği şeyi istiyordu ve bu fazla değildi.

Tüm bunları düşünürken iki inci gözlerinden süzüldü. Buğulanan gözleri kahvaltısına bakarken yüzünde saf acı vardı. Annesi kızına şefkatle baktıktan sonra hemen mektubu çıkardı. Mektubun kızının önüne koyarken sevinçle gülümsüyordu. “ Sana davetiye var Carrie. “ Carrie damarlarına dolan heyecanla mektubu alıp açtığında sevinçten uçacak gibi oldu. Mektup Hogwarts’tan, hayallerinin okulundan geliyordu. Neşeyle etrafta koşuşturup şarkı söylerken annesi ona gülerek bakıyordu..
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Perş. 28 Ekim 2010, 21:14

Onaylandı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Ruidoso de'Maréa

avatar

Kayıt tarihi : 31/10/10
Mesaj Sayısı : 29
Mücadele Tarafı : ortalarda bir yerde

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 01:22

Karakterin Tam Adı:Ruidoso de'Maréa
Neden Bakanlık?:Karakter kurgusuna uygun
İstediği Görev:Seherbazlık
Günlük Aktiflik Süresi:En az iki saat
Örnek Rol Oyunu:


Gecenin sonsuz karanlığıyla birlikte aniden bitiveren rüzgar soğuk ve acımasızdı. Los Angeles’in sokakları hızla esen rüzgarın hakimiyeti altına yavaş yavaş giriyordu. Sabahın sıcağı şimdi kendini yağmura çevirirken rüzgar gökte bulutların ordusunu topluyordu. Bir taraftan da yeryüzünde krku salmaya devam ediyordu. Taştan şehirdeki binaların yanından hızla geçip sokaklardaki insanların sırtını dövmeye giysilerini hunharca havalandırmaya başlamıştı. Adeta öfkeyle saldırıyordu rüzgar. Kim bilir o da görüyordu belki dünyanın pisliğini ve sinirleniyordu. İnsan ırkı var oldukça da bu pislik de devam edecekti. En azından Lucien böyle düşünüyordu ve rüzgarın öfkesi bedenine dolarken içinde hiç kopartamadığı bir parçası hareketlenmeye başlamıştı. “O” uyanırken yüzüne hafif bir gülümseme yayıldı. Daha birkaç gün önce FBI’dan ajan Laetitia’nın ziyaretinden hemen önce gördüğü kadındı karşısındaki. Bu seferkiyle cidden itinayla ilgilenmişti ve artık ruhu tümüyle çıkacağı yolculuğa hazırdı. Oyunun başlama vakti gelmişti. “Gerçekten güzel bir geceydi Elizabeth. Bunun için sana bir teşekkür borçluyum sanırım. “ Kadının yüzünde hafif bir kızarıklık oluştu bir an. Sonra gözlerini devirdi. “Ö… önemli değil. Bana yaptıklarından sonra zaten bu yemeği hak ediyordun.” Lucien gülümsemeyi sürdürürken bunun tam olarak böyle olmadığını düşünüyordu. Kadın beklenmedik şekilde kendisine aşık olmuştu. Lucien bunu kendisini kurtaran kahramanına aşık olan masal prenseslerine benzetiyordu. Ne yazık ki hayatı masal prenseslerinki kadar masum değildi. Küçük yaşta tecavüze uğramış, sonrasında kötü yola düşmemek için epey sarf etmişti. Zenginliği buna büyük oranda yardımcı olmuştu. Ancak bırakmak istediği o anı gölge gibi onu izlemişti. İnsanlara olan güveni bununla tümüyle sarsılmıştı. Gittikçe hayattan da insanlardan da soğumuştu. Sesi bu yüzden ilk tanıştığında soğuk demir gibi bir griydi. O çocuksu pembeyi bulabilmek için harcadığı onca çabadan sonra ruhu tamamen o karanlıktan arınmıştı. Ama hala yalanlar söyleyerek günaha devam ediyordu. Saflığını daha fazla bozmasına müsaade edemezdi.

“Ben bu kadarını hak ediyorum ama sen daha fazlasını hak ediyorsun güzel bayan” Elini avuçları içerisine aldı ve gözlerinin içine baktı. Oyunda eksik kalan bir şey vardı yine de ki; kadının bakışlarında tatmin göremiyordu. Bir an sonra aklına gelen bir fikri uygulamaya koydu.Gözlerine bakarsan onun yerine karısının gülümseyen yüzü canlandı gözünde ve karısının silüetine gerçekçi bir aşkla bakarken devam etti. “Hayat sana hep karanlık rüzgarını göstermiş ve soğuk bir çelik kadar katılaştırmış seni. Karanlığa, sonsuz bir bata sürüklemiş. Ama artık bunun bitme zamanı geldi.” Kadının ellerini dudaklarına götürürken bu sefer o aşk kırıntısının onun saf gözlerinde gördü. Bir yanı yaptığına acıyordu. Bırakmasını istiyor, hatta adeta bunu haykırıyordu. Kana susayan “O” diğer yarısının söylediklerini göz ardı etti. Kadına yaklaştıkça içindeki his daha da büyüyor açlık bedenine daha fazla hakim oluyordu ve çelişkilere düşmüş haldeki savaşı son bulmuştu. Aslında her zaman böyle zorlu olmuyordu. Sevgi dolu tarafı bu hayatın sorunlarıyla acı çeken ruhu öldürmeye kıyamıyorken; katiller, hırsızlar, mafya liderleri için aynı şeyi hissetmiyordu. “Artık ben varım ve ben varken korkularının yanında olmasını istemiyorum.” Sözler dudaklarından dökülürken eli önce cebine doğru kaydı sonra kollarını biraz şefkat biraz da kadının hayalinden gelen bir aşkla kadına doladı. Bir an sonra kadın da ona dolamıştı ve fısıldadı. “Artık itiraf edeceğim Lucien. Ben seni…” Kısa bir an sessizlik içinde sadece açılan çakının ufak sesi duyuldu. Kadın o kadar heyecanlıydı ki Lucien’in göğsüne başını yaslarken hiçbir şey duymamıştı. “Seviyorum” dedi başını kaldırıp ona bakarken ve Lucien eğilerek onun dudaklarına bir öpücük kondurdu. Öperken çakı hafifçe boğazına doğru kaydı ve hızlı bir kesik attı. Kadının ağzından boşanan kan dudaklarından içeriye aktı. Ağzında nahoş bir tat oluşurken kanın elbisesine bulaşmaması için hafifçe geri çekildi.

Kadının bileğine de bir iki çizik attı. Sonra taktığı altınları zorla yapımmış gibi çıkarttı ve denize fırlattı. Elbisesini de dağıttıktan sonra artık her şey hazırdı. Kadının yüzüne doğru bir istavroz çekti ve açılmış gözlerini kapattı. “Sakin ol sevgilim ruhun bende güvende olacak” diye fısıldadı cesedin kulağına. Sonra da ağır adımlarla gecenin karanlığının içine karıştı. Rüzgar sanki bu cinayetle rahatlamış gibi hafiflemişti. Ama yine de sırtını dövmeye devam ediyordu. “O” yavaş yavaş bedenini terk ederken gözlerinden yaşlar süzülmeye başladı. Güzeller güzeli Elizabeth’in hayatındaki karanlıklar yanlış kişiye güvenmesiyle başlamıştı. Kimseye güvenmemeye de yemin etmişti bu yüzden. İronik bir şekilde tam her şey bitti artık derken zamanında ettiği yemini bozmuş ve kendini Lucien’in kollarına bırakmıştı. Melek görünümlü iblis onu öldürmüştü. Onun ölümü sırasında o bedeninin içinde olmamayı dilerdi ama oradaydı hatta belki de içindeki bir başkası değil kendisiydi onu öldüren. Uzun süredir böyle bir cinayet işlememişti. Ancak yine de bir gün bunun olacağını biliyordu. Yolda bir bara girdi ve sert bir içki aldı. İçkiyi yudumlamaya koyulduğu sırada aniden cebinde bir titreşim oluştu. Cep telefonunu hemen kapatıvermek üzere aldı ama ismi gördüğünde duraksamıştı. Bir cinayeti araştırmak için yanına gelmişti ve araştırmaları ikisinin güçlerini birleştirmesiyle kolayca çözümlenmişti. O gün onu hapse götüren arabanın arkasında izlerken bir an sonra maskesini takmış ve götüren polisleri yaralamak zorunda kalarak onu yakalamıştı. Şaşkın adamla bir kadeh içki içtikten sonra onu öldürmesi çok uzun sürmemişti. Bunu Anitchka’ya pek çaktırmamıştı ama kadında sonra ortaya çıkacak kuşkuların tohumlarını attığını biliyordu. İş tehlikeli bir hal almaya başlamıştı. Yine de kendisini telefonu açarken buldu. Kısa konuşan kadının sesi üzerine hafifçe başını salladı. “Peki…” Telefonu kapattı. Bulunduğu yere çok da uzak olmayan mekana ulaşması zor olmayacaktı.

“ Gel hayatım, buradan. Gidelim… Tanrı aşkına ne korkunç. Bunu yapan insan mı?!” Histeriyle titreyen kadına kollarını dolamış adamın mırıltıları Lucien’i şaşırtmıştı. Aklına garip fikirler gelmeye başlamıştı. Geçerken lüks bir gösteriye izleyici olarak geldiği lüks kıyafetlerinden anlaşılan pek çok insan daha fikirlerini doğruluyordu. Bu seferki sanatı tüm topluma göstermeyi seçecek türden bir psikopattı. Bedeninde yeni doyurulmuş açlık bir an yine arttı. Neler olmuştu bilemiyordu ama bu seferki oyunda gerçekten karşısında büyük lokma vardı. Derin bir nefes alıp içeri doğru gitti brandalarla ayrılmış kısıma geldiğinde eğilerek altından geçti ve içeri girdi. Herkeste öyle bir telaş vardı ki! Polisler ve FBI’dan bazıları eğilmiş inceleme yapıyorlardı. Hala şaşkın bazı insanlar görevlilerin rehberliğinde çıkarılıyordu. Bu yüzden alanın ortasına kadar gelip görüntüyü izleyebilme şansını elde etmesi zor olmamıştı. Ancak karşılaştığı manzaraya bakarken tüm tedbiri koyuverip öylece kalakaldı. “Vay canına!” diye nefes verdi gözleri açılırken. Kadın sanki çarmıha gerilmiş gibi asılmıştı ve arkasındaki perdeye ‘İyi Eğlenceler’ yazısı yazılmıştı. Masum bakışlı güzel kadın ona feci halde az önceki cinayetini hatırlatıyordu. Mağrur bakışları aşağıya doğru dikilmişti dikkatli bakınca başın neredeyse kopmak üzere olduğunu fark etti. Yine o kadının yarı kesilmiş başı gözlerinin önüne geldiğinde sarsıldı. Belki de bu kaybın acısı bu denli tazeyken burada olması yanlıştı. “Bayım lütfen buradan çek…” Sarışın polis kendisine yönelmiş ve konuşmaya başlamıştı ki aniden insanlar arasından tanıdık bir yüz belirdi. “Tamam… O benimle beraber. İki gün önce, üstlerimin de izniyle, fahri ajan olarak FBI’a katıldı.” Adam homurdanarak uzaklaşırken Lucien hafifçe gülümsedi. Hafifçe takılan dostane bir ifadeyle konuşmaya başladı

“Gerçekten inanılmaz bir görüntü. Peki psikopatımız hakkında ne biliyorsun bakalım ajan hanım”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 01:26

Rütbeniz veriliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Leah Aisleen Carmiqhan

avatar

Kayıt tarihi : 31/10/10
Mesaj Sayısı : 6
Mücadele Tarafı : -

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 18:49

Karakterin Tam Adı: Leah Aisleen Carmiqhan
Neden Bakanlık?: Karakterim otoriter biri. Büro işlerini seviyor.
İstediği Görev: Bakanlık Müsteşarı.
Günlük Aktiflik Süresi: En az 1 saat
Örnek Rol Oyunu:

''Sıkılıyorum!'' diyerek ellerini başının arasına aldı. Karanlıkta neden kendi kendine konuştuğunu kestirebilmiş de değildi, nitekim sesi yalın duvarlara çarpıp kulağına geldiğinde, irkilmeden edemedi. Hastaydı, öksüre öksüre kalkıp bir bardak su ararken annesinin alnına koyduğu sirkeli bez yere düştü. Sanki dövülmüş gibi bütün kemikleri sızlıyor, parmağını kımıldatacak hali kalmıyordu.
Bu berbat çiftlik evinde, elektrikler az önce gitmişti ve Aisleen yaklaşık beş dakikadır karanlıktaydı. Sıkıntıya daha fazla dayanamayarak, uzun -yaklaşık kırk bir cm.- olan asasını çıkartarak mırıldandı: ''Lumos''Sanki söz birliği etmişlercesine, yanan asayla beraber dışarıdan önce bir devrilme, sonra da acı bir çığlık geliverdi. Bir an ne yapacağını bilemeden dondu kaldı. Ses mutfaktan geliyordu. İkinci bir çığlıkla tekrar kasları oynayabildi. Ama bu sefer ilkinin aksine, yarıda kesiln bir çığlıktı. Aceleyle kapının kolunu oynatan Aisleen, kapının kilitli olduğunu görerek hayrete düştü. Kapı dışarıdan kilitlenmişti! Meşe kapıyı yumruklayarak bağırmaya başladı:
''Marry? Neler oluyor? Anne! Baba!''Çağrısına kimse yanıt vermeyince, ucu yanan asayı kilide doğru tuttu ''Alahamora!'' Ufak bir tık sesiyle açılan kapıdan hızla koşarak merdivenlere ulaştı. Geceliğinin eteklerini avucunun içinde biriktirip, normal bir evde alt katta olması gereken mutfağa doğru bir koşu kopardı. Biraz tıknefes, kapıya ulaştığında saçlarında gezinen bir el duyumsayarak ürperdi. Kim olduğunu öğrenmek için arkaya dönecekken, bel kemiğinden yediği bir ''Sersemlet!'' karşısında yere kapaklandı.
''Kimsin bilmiyorum ama, utanmadan arkası dönük savunmasız birine büyü yapacak kadar adisin!'' Karanlığın içinde, yüzünü tam göremiyordu. Sadece, görünüşünden dolayı aşağı yukarı aynı boyda olduklarını ve ellerinden dolayı adamın siyahi olduğunu söyleyebilirdi.
İkinci bir Sersemlet'i eğilerek atlattı. Bir Avada'yı ise Protego ile zar zor savuşturdu. Beş saniye aralarla gelen İncindio Duo'yu Aquamenti ile, Petrificus Totalus'u ise eğilerek savurdu. Ne oluyordu? Savunma yapmaktan saldırıya geçemiyordu. Telaşlanmaya başlamıştı ki, diğerini gördü.
Kendisinden daha uzun ve zayıftı. Uzun tırnaklı parmakları kısacık gözüken bir asayı kavramıştı. Aisleen, aynı anda iki kişi ile düello ediyordu. Peki Marry ve Anne babası nerelerdeydi? Yoksa bir Muffilato mu? Ah, evet.
Giderek gücü tükeniyordu. Sürekli savuşturmaktan yorulmuştu. Zaten ateşi olduğu için beyaz yanakları al al olmuştu. ''Daha fazla dayanamam'' diye düşündü. Zaten düellodan önce de çok halsizdi. Yavaş yavaş gözleri bulanıyordu, oda gidip gelmeye başlamışı bile Ya teslim olacak, ya teslim olacaktı. Ama, bir şansı daha olabilirdi. Bu güne kadarki hayatında denediği en tehlikeli büyüyü yapacaktı. Geçen sene bir kez yapmıştı, bu sene de yapabilirdi. ''Apsolute Protego!''Gücünün sıfırlandığını hissederek düşerken, ailesinin fark etmesi gerektiği beynindeydi. Odanın güney cephesine doğru zar zor asasını doğrultarak sessiz bir büyü gönderdi ''Bombarda Maxima!'' Bir saniye sonra, evin güney cephesi büyük bir gürültüyle dışarı doğru parçalanarak dağıldı. Aisleen şuurunu kaybederken, kuvvetli bir rüzgar saçlarını uçuşturuyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Jacob Hamilton



Kayıt tarihi : 01/07/10
Mesaj Sayısı : 13
Mücadele Tarafı : yok

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 19:25

Karakterin Tam Adı: Jacob Hamilton
Neden Bakanlık?:orayı denedim olmadı, burayı denedim olmadı, biz de devlete sırtımızı dayayalım dedik. Hiçbir yer de dikiş tutturamadığım için çocuklar açh, biliyon mu?
İstediği Görev: Baş Müsteşar
Günlük Aktiflik Süresi: günde 12 saat çalıştığımı varsayarsak 12 saat garantili
Örnek Rol Oyunu:

Pek konuşmayı sevmeyen ikizinin çenesinin açılınca susmak bilmediğini o an anlıyordu Marcell. 'Söylemez olaydım!' diye içinden geçirirken tmamen aklından çıkmıştı aslında olan şeyi Mark'ın farkettiğini ve onun aklına soktuğunu. Merdivenlerden inerken boynu daralmaktan bükülmüş, bakışları sıkılmış bir tavırala etrafı süzüyordu. Sanki rolleri değişmişlerdi; Adrien'in bitmek bilmeyen yorumları ve fikirleri, verdiği öğütler ve o kadar heyecanlanması artık Marcell'in canını sıkmaya başlamıştı. Normalde bunları o yapar, devamlı kardeşinin açıklarını kapatır, yanlışlarını düzeltir ve ona devamlı öğüt verirdi. Ne kadar sıkıcı biri olduğunu şimdi anlıyordu. Bir daha bu kadar çok konuşmaması gerektiğini yolda durup kardeşine "Yeter Adrien, ye-ter.. Senin önerilerine ihtiyacım yok benim. Sen neden kendi işlerine bakmıyorsun?" diye çıkışırken aklının bir köşesine yazarak kardeşinin gözlerine gözlerine dikerken. Kardeşi bir anda gülmeye başlayınca şaşırarak "Neden gülüyorsun?" diye sormuştu yüüzne ekşiterek. Cevap yerine kahkahaların çoğalmasına siniri bozulan AL. "Sen tam bir kaçıksın!" diyip, sanki kusuyormuş gibi tiksinti dolu gözlerle kardeşine bir bakış fırlatıp tekrar yürümeye başlamıştı. Arkasından kıkırdayarak sesi gelen kardeşi "Hey!Dur, nereye gidiyorsun? O kadar basit değil o, benden kurtulamazsın.." demişti muzur bir sesle. Derin bir nefes alan Marcell kafasını rahatsız bir şekilde iki yana sallayarak yoluna hızla devam etmişti. Ona kısa sürede yetişen kardeşi "Bence gidip onu bulmalısın ve bir şeyler demelisin." demişti ikizi heyecanlı ve mutlu bir sesle. Ona aldırmadan inmeye devam ederken o konuşmaya devam ediyordu; "kızın ailesi öldü, bir sebebin de var. Tamam ben onun bu trajik durumundan faydalan demiyorum-diye eklemişti AL. in ani sinirli bakışlarını görünce- ama bence bu çok değerli Tanrı'nın sana bir lütfu, bana göre de büyük bir şans adı tabi Tanrı yoktur, olsa bile kral çıplak bence. Ama sen yine de Tanrı'nın lütfu olduğunu düşün ve git konuş. Gerçi iyi bir başlangış olmaz öyle değil mi? 'Merhaba, omzumda ağlamak ister misin?' demenin tuhaf bir yolu gibi görünebilir. " diye durmaksızın konuşurken AL. sinirle aynı kelimelri tekrarlıyordu belli periyotlarla: "GİT BAŞIMDAN!" diye bağırmıştı en sonunda.
Pek bir faydası olmamıştı, ne zaman laf dinlemişti ki şimdi dinleyecekti kardeşi, yapabileceği tek şey onun ilginç konuşma tezlerini çürütmekti. Adrien "Gidip baş sağlığı dilemelisin- derken AL. "Bunu neden sen yapmayasın diye onu sıkıştırıyor ve savmaya çalışıyordu. Ama kabul etmeliydiki Adrien'in ağzı ondan daha çok laf yapıyordu. "Çünkü ondan hoşlanan sensin ve kimse benim bunu söylerken samimi olduğuma inanmaz. Saçmalamalık. Düşünebiliyor musun, ben gidicem ve 'Başınız sağolsun, büyük bir üzüntü ailemiz için... Metin olun cennette hepimiz bir araya gelicez..' gibi martavalları söyleyeceğim öyle mi? Kendine gel!" demişti AL kardeşi durup ellerini önünde kavuşturup martaval dediği metanet cümlelerini yüzüne masum bir ifade kondurarak konuşurken o da yürümeyi kesmiş kardeşinin o haline gülümseyerek onu izliyordu. Sondaki ikazından sonra kendini toplayarak "Neden olmasın?Gayet iyi oyuncusun bence!" demişti. Alta kalmayı hiç sevmeyen Adrein gözleirni devirerek "Kes bu zırvalığı, aklında ne var onu söyle- diyip kısa süre yüzündeki kısılmış ifadeyi süzen kardeşi gülerek-Hiç, koca bir HİÇ! " demişti hiç kelimeisnin üzerine özellikle basarak. Rahatsız bir şekilde sinirle kardeşine baktıktan sonra son merdivenlere adımını atmıştı ki durdu. "İşte ben buna koca talih derim!" demişti Adrien ve Marcell'in koluna yapıştığı gibi merdivenlerden çekerek indirmeye başlamıştı. "Kabul et şu Tanrı'n seni baya seviyor .." demişti heyecanla. İkizinin arkasında şaşkınlıkla sürüklenen AL. sadece düşmemek için çaba harcayabiliyordu. Kısa bir süre içerisinde merdivenleri inmiş olan ikili biraz ileride gördükleri kızın siluetini takip ederek koridorda hızla ilerliyorlardı. Kardeşinin sıkıca yapıştığı kolunu bir türlü kurtaramayan AL. sinirle "Çekiştirmeyi bırak, konuşmayacağım, ne söyleyeceğimi bilmiyorum!" demişti kesik kesik. "Benim aynen söylediklerimi söylersin işte, zor değil inan bana." derken sözünü keserek "Sana inanmak mı? En son sana inandığımda evden kilometrelerce uzaktaydım.."
"Ne olmuş yani, temiz hava almıştın sayemde..." derken altan alttan gülüyordu Adrien.
kızın kağıdan içeri girdiğini görmüşlerdi. "Ouww, tiyatro salonu, bence bu işi sen yapmalısın Mark..." demişti AL. yırtmaya çalışarak. "Hayır, hayır, sen ailemizin gururu, dedemin biricik torunusun. Sen ailemizin minyatür bir timsalisin. Sen harikasın, süpersin.." diyerek saydırırken Adrien çoktan kapının önüne gelmişler ve Adrien hızla kapıyı açıp AL.'i içeri fırlatmıştı. Tam o sırada "Yo,yo .." diyerek kardeşinin boynundaki kıravatı yakalayan Marcell onu da kendisiyle birlikte içeri çekmişti. Büyük bir patırtıyla içeri girmışlar ve kapıyı yanlışlıkla sert bir şekilde kapamışlardı ikizler. Yüzünü korkuyla buruşan Marcell İtalyanca küfürler saydırırken kardeşine onları izleyen bir çift gözü hissederek bir anda bakışlarını çevirmiş ve kaşlarını gergin bir şekilde kaldırarak ağzını kapamıştı birkaç saniyeliğine. Sessizlikten istifade eden Adrien "Benim bir profesörle görüşmem vardı.." diyerek usul usul kapıya yaklaşırken ne yapacağını bilemeyen AL. kaş göz yaparak kısık bir sesle "Hayır, gitme, saçmalam." diye kardeşini durdurmaya çalışıyordu ama kısa süre sonra kapı suratına kapandığında lanet okuyarak sessiz bir şekilde kıza çevirdi gözlerini yeniden. Derin bir nefes aldıktan sonra yüzüne hafif br gülümseme yerleştirerek gergin bir şekilde sallandıktan sonra "Özür dilerim.. İkimiz adına da.. Sanırım yalnız kalmak istiyordun.." deyip gidecekken birden bir daha ne zaman bu fırsatın eline geçeceğini kestiremeyip "Tabi konuşabiliriz de- demişti aniden ve salak bir şey söylediğini sanarak heyecanla düzeltme çabalarına girerek- yani şey... yani demek istediğim, ailen için üzgünüm... üzgünüz- demişti gözlerini kapatıp bir şeyi yeni hatırlamışçasına kafasını sallayarak- dedem büyük bir kaybımızın olduğunu söylüyor ve tabi bende katılıyorum buna.." dedikten sonra konuştukça saçmaladığını farketmişti AL. ve susmaya karar vermişti o an olduğu yerde dikilerek ona bakan gözlerden bakışlarını kaçırarak...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Darchélia Chapell
Slytherin VI. Sınıf
Slytherin VI. Sınıf
avatar

Gerçek Adı : Ilgaz
Yaş : 25
Kayıt tarihi : 23/10/10
Mesaj Sayısı : 95
Mücadele Tarafı : Death
Belirgin Özellikleri : Have a Devil.
RP Sevgilisi : My Passion Léonide

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 19:29

Bernardo Alonsy demiş ki:

Neden Bakanlık?:orayı denedim olmadı, burayı denedim olmadı, biz de devlete sırtımızı dayayalım dedik. Hiçbir yer de dikiş tutturamadığım için çocuklar açh, biliyon mu?
Kusura bakmayın yazıyorum ama dayanamadım pohahahahahayt ^^ lol! İsterseniz silin bu yorumu ^^

_________________



    I cant help what I hear in my head!!!

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Blair Alator
Bakanlık Müsteşarı
Bakanlık Müsteşarı
avatar

Gerçek Adı : Pelin
Kayıt tarihi : 15/08/10
Mesaj Sayısı : 9
Mücadele Tarafı : *
Belirgin Özellikleri : Soğuk, kırılgan, dikbaşlı

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 20:15

Karakterin Tam Adı: Blair Randolf(Sasha Eckley olarak değişecek başvurumdan sonra. Kadro eklemesini bu şekilde yapabiliriz sanırım.
Neden Bakanlık?: Uygun zemin olur kurguma.
İstediği Görev: Bakanlık Müsteşarı
Günlük Aktiflik Süresi: Bir ya da iki saat. Güne göre değişir.
Örnek Rol Oyunu:


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 31 Ekim 2010, 20:29

Rütbeleriniz verildi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Marveille Croweix

avatar

Gerçek Adı : Aytül
Kayıt tarihi : 01/11/10
Mesaj Sayısı : 65
Mücadele Tarafı : tarafsız olan bertaraf olur
Belirgin Özellikleri : Saplantılı, doyumsuz ve dengesiz olması.

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Ptsi 01 Kas. 2010, 22:18

Karakterin Tam Adı: Marveille Croweix
Neden Bakanlık?: Karakterimin kurgusuna uygun.
İstediği Görev: Seherbaz.
Günlük Aktiflik Süresi: Yeterince fazla.
Örnek Rol Oyunu:
Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Ptsi 01 Kas. 2010, 23:37

- Rütbeniz verildi.
- Belli bir süre için bakanlık alımları kapatılmıştır.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Cecilia Boudlaire
Uluslar Arası Sihirsel İşbirliği Dairesi Başkanı
Uluslar Arası Sihirsel İşbirliği Dairesi Başkanı
avatar

Yaş : 22
Kayıt tarihi : 08/07/10
Mesaj Sayısı : 13
Mücadele Tarafı : Aydınlık Taraf lehine Karanlık Taraf casusu.
Belirgin Özellikleri : Algılamadaki hızı.
RP Sevgilisi : PM

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 16 Ocak 2011, 17:04

Karakterin Tam Adı: Cecilia Amy Boudlaire
[color:56dd=indianredNeden Bakanlık?:
Çünkü her sitede aynı rütbeyi alıyorum ve başarılı olduğumu düşünüyorum.
İstediği Görev: USİD Başkanı
Günlük Aktiflik Süresi: Uygun
Örnek Rol Oyunu:


Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
http://fiendfyre.yetkin-forum.com/karakter-kart-f15/cecilia-b-o-
RàzìèL StormFury
Vampir Kontu
Vampir Kontu
avatar

Kayıt tarihi : 03/10/09
Mesaj Sayısı : 360
Mücadele Tarafı : Countess
RP Sevgilisi : My unholy blessing, Claudia Johannes Varjus

MesajKonu: Geri: Bakanlık Alımları   Paz 16 Ocak 2011, 17:30

Rütbeniz veriliyor.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Bakanlık Alımları
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası
 Similar topics
-
» Animagus & Kurtadam Alımları
» Bakanlık Başvuruları
» `Mitoloji Dersi; Ders Alımları´
» Boleyn Ailesi Alımları

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Fiendfyre :: Karakter Yönetme Merkezi :: İlk Adım :: Meslek Seçimi-
Buraya geçin: